Food in Life - Yiyecek, İçecek, Mekan ve Gastronomi Kültürü Portalı -
foodinlife.com.tr - röportaj / Konuk: Beyti Güler / Eklenme Tarihi: 11/04/2019

Ömrünü lokantacılığa vakfetmiş isim: Beyti Güler

Beyti Güler’in 1945 yılında başlayan bu yolculuğu adeta yaşamına ayna tutuyor. İsmini verdiği Beyti Lokantası’nda Türkiye sınırlarını aşan ünü ve başarısı; sebat etmenin ve işini hakkıyla yapmanın emsali oluyor. Dergimizin yeni sayısı için bir araya geldiğimiz Beyti Güler ile unutulmaz bir söyleşiye imza attık.

Hayatını işi üzerine kuran Beyti Güler’in hayat hikâyesi lokantasıyla paralel gidiyor. 1945 yılında daha 16 yaşında iken babasının Küçükçekmece’de kurduğu ve birlikte işlettikleri et lokantasını, 1983 yılında Florya’nın şık bir caddesinde; 11 yemek salonlu, beş mutfaklı dev bir villaya taşıyor. Güler, “Yemeği yaparız; satarsak para kazanır doyarız, satamazsak yer doyarız” düşüncesi ile çıktığı yolda bugün hâlâ işinin başında.

“Üç gün yatağa girmeden çalışırdım”
1945 yılında dört masa, yirmi sandalye ile işe girdik diyen Güler, “Yemek satmak için gecelere kadar beklerdik. 1948 sonlarına doğru; dört masa yirmi sandalye, oldu bize otuz masa iki yüz sandalye. O dönem Türkiye’de lokantamıza gelmeyen insan kalmadı. Rahmetli İnönü’den Celal Bayar’a kadar. Çok çalışırdık, bunu yazsanız kimse inanmaz, üç gün yatağa girmeden çalışırdım. Gece lokantanın yan tarafında bahçeyi ekerdik, duvarı badana yapardık, sabahleyin lokantayı çiçek gibi açardık. Lokantada duran bir çocuk vardı adı İbrahim, ‘Abi düşünüyorsun’ dedi, ben de dedim ki; ‘Ben bu ismi nasıl tüm dünyaya yayarım, onu düşünüyorum’ dedim. Bugün ise dünyanın dört bir yanından buranın tanıtımı için gelenler var” diyor.

“Başında duramadığım işi yapmam”
Zaman içerisinde Türkiye de dahil olmak üzere; Dubai, Suudi Arabistan, Amerika, Uzak Doğu ve Avrupa’nın farklı ülkelerinden şube açmak için teklifler geldiğini belirterek, “Başında duramadığım işi yapmam” diyor Beyti Güler ve bu yüzden Beyti Lokantası’nın başka şubesi bulunmuyor. Sürekli yurt dışındaki restoranları gezen başarılı işletmecinin en önemli özelliklerinden biri de vizyoner olması. Öyle ki Güler’in ismini verdiği ‘beyti kebabı’nın hikâyesi de bir yurt dışı gezisinden geliyor.



“Meslekteki en büyük başarım uçuşlarda dünyaya yemek vermek”
İşindeki titizliği ve vizyon sahibi oluşu Beyti Güler’i her zaman başarıya götürüyor. Pan Amerikan Hava Yolları’nda sekiz yıl boyunca birinci sınıf uçuşlar için yemekler hazırlıyor. Bu süreçte yurt dışındaki tanınırlığı ve ünü artan Güler, “Meslekteki en büyük başarım, bu uçuşlarla dünyaya yemek vermekti. Bunlardan en önemlisi de Tahran-Beyrut uçuşunda Amerikan başkanına kendi özel uçağı Air One’da iki kere servis vermem oldu” diyor. Aynı klasikler ile doyumsuz anlar Beyti Güler, bir usta olarak eti gördüğü anda pişip pişmediğini anlıyor. Öyle ki Beyti çalışanları, Güler’in 40’lı yıllarda edindiği tecrübe ile bu sistemi devam ettiriyor. Her zaman ürünün en iyisini almaya özen gösteren restoran; mutfakta konserve ve donuk ürün kullanmıyor. Ette ise hayvanı daha canlıyken seçiyor. Menü değişikliğine gitmeyen mekân, aynı klasikleri ile gelenlere doyumsuz anlar yaşatıyor.

“Yemek kültürünü kaybettik”
Beyti Güler son olarak, Türk mutfağında aşçı lokanta vasfının kaybolduğuna değinerek, “İstanbul’da bir Beyazıt Lokantası vardı, Nimet Abla’nın yanında Ege, Borsa Lokantası, Sirkeci Garı’na giderken 10-12 restoran vardı ve hepsi 30-40 tencere yemek yapardı. Balkan Köftecisi, Express, Hacı Abdullah Lokantası vardı. Bugün de yesen iki sene sonra da yesen yemekleri hep aynıydı. O tarz yemek kültürünü kaybettik.”


Yorum Ekleyin :

İçeriklere yorum ekleyebilmek için lütfen kullanıcı girişi yapın.