Food in Life - Yiyecek, İçecek, Mekan ve Gastronomi Kültürü Portalı -
foodinlife.com.tr - makale / Eklenme Tarihi: 06.02.2008

KENTE YERLEŞTİK AMA GÖRGÜYÜ ISKALADIK…

K.Ünsal Barış


Medeni ve kent kültürü almış topluluklar tarafından özümsenmiş görgü kuralları, “AB” adayı Türkiye’de hala yeterince benimsenmemekte veya bilinmemektedir. Halkımızın ezici çoğunluğu ısrarla göçebe ve kırsal kültürde kalmayı sürdürmek istemekteler. Kentlilik kültürü ve görgü kurallarını benimsemeyen insanların ezici çoğunluğu oluşturmaları, eğitim sistemimizdeki önemli bir boşluğu da ortaya çıkarmaktadır.

Geçmiş yıllarda günümüze kıyasla görgü kurallarına daha çok önem verilmekte idi. Özellikle İstanbul’da yaşayan, İstanbul doğumlu vatandaşlarımızın varlıklarının azalması ve Anadolu’nun kırsal kesimlerinden kentlere akın eden göçmenlerin kent yaşamına girmeleri ile İstanbul ve diğer büyük kentlerimiz, görgü fakiri insanlar topluluğuna döndü.

Bazıları, görgü kurallarının uygulanması konusunu, fantezi davranış ve gereksiz kurallar bütünü olarak kabul edebilirler. Böyle düşünenlerin varlığı ve önemli çoğunluğu oluşturmaları nedeniyle de maalesef ekonomide dünya 17’ncisi olmamıza rağmen, medeni toplumların gerisinde kalmış, görgüden fakir, kaba ve saygısız bir toplum olduk.

Turizm ile meşgul olan insanların diğer bir çok sektör insanından daha iyi eğitimli ve daha kültürlü oldukları muhakkaktır. Bu farklılık ve yaklaşımları olmasa idi meslek olarak turizm sektörünün bir dalında zaten görevli olmazlardı. Tüm turizm sektörü çalışanları diğer ülkelerin insanlarını yakından tanıyan veya birebir temas halinde olan, dostluk köprüleri kurmuş insanlar topluluğudur.

Tüm sektörleri bir yana bırakalım, turizm ile meşgul olan insanlar direkt olarak ülkemizi temsil etmektedirler. Yani ülkemizin görünmez elçileridirler. Elçiler ise bir ülkenin diplomatlarıdır. Bizler de diplomat sıfatlarımız ile turistler ile kurduğumuz temaslarda, izlenim bırakıcı insanlar olarak bazı görgü kurallarını diğer sektör insanlarına oranla daha titizce sarılmak ve uygulamak zorundayız.

Bazı görgü kuralları var ki, bildiğimizi sanıyoruz veya yanlış biliyoruz veya bilip de tatbik etmiyoruz. 1963-64 yılları arası bir İngiliz eğitimcisinden görgü (Etiquette) eğitimi almış şanslı öğrencilerden birisi olarak, bulunduğum bazı ortamlarda bir çok görgü eksikliği veya hatası ile karşılaşıyorum. Uygar toplumların gerisinde kaldığımızı görmek birçok vatandaşımız gibi beni de üzüyor. Aşağıda, kentlilik yaşantısı için önemli gördüğüm üç konu başlığı ile ilgili bazı kurallar üzerinde durmak istiyorum.

Telefon kullanımı:

 Telefonu kim açmış ise, görüşmeyi ilk kapatacak olan da açan olmalıdır.
 Telefonu kim açmış ise ilk önce kendisini tanıttıktan sonra karşı tarafı tanımak istemelidir.
 Toplu taşıt araçlarında telefonunuzu ya kapalı tutunuz veya gelen telefona sonra cevap verebileceğinizi bildiriniz. Sohbet ve iş takibi yanlıştır.
 Hastahanelerde telefonunuzu ya kapalı tutunuz veya gelen telefona sonra cevap verebileceğinizi bildiriniz. Acılı insanlara rahatsızlık vermeyiniz.
 Bankalar, resmi daireler, kapalı genel dairelerde telefonunuzu ya kapalı tutunuz veya bulunduğunuz salonun dışına çıkıp görüşme sağlayınız.

Yemek esnasında:

 Yemek sahibi veya protokol büyüğü masaya oturmadan oturulmaz, kalkmadan kalkılmaz. (Tuvalet ihtiyacı hariç)
 Yemek sahibi veya protokol büyüğü yemeğe başlamadan yemeğe başlanmaz.
 Yemek sahibi veya protokol büyüğü içki kadehini kaldırmadan içkiye başlanmaz.
 Masa üzerindeki kumaş peçete boyuna takılmaz, tabak altına konup sarkıtılmaz, kayış içine sıkıştırılmaz.
 Kumaş peçetenin dikişle kıvrılmış yüzü (kumaşın mat yüzüdür) diz üstüne gelecek şekilde yerleştirilir.
 Peçete ile yemek sonrası ağzın nemliliği alınıp, katlanmadan tabak yanına konur.
 Yemek yerken, şapırtı çıkmamasını istiyorsanız, ağzınızı kapatarak yemek yiyiniz. Bu şekilde yiyebilmeniz için de ağzınıza küçük parçalar halinde yemek almalısınız. Aksi halde ağzınızı kapatamaz, şapırtıyı önleyemezsiniz.
 Ağzınızda yemek varken konuşmayınız. Yutma işlemini bitirdikten sonra konuşunuz.
 Sipariş verilen şarabın tadım işlemini davet sahibi yaptıktan sonra şarap dağıtılır.
 Su, şarap v.s. içecek alırken ses çıkmaması için küçük yudumlar halinde yutkununuz.
 Yemek yerken ve içecek alırken havasız kalmamaya özen gösteriniz.
 Yemek yerken ekmek ısırılarak koparılmaz. İki elinizin yardımı ile küçük parçalar kopararak ağzınıza alınız.
 Çatal-bıçak hiçbir zaman tabağın kenarlarına konmaz.
 Çatal-bıçak, yemek yenmediği zamanlarda, tabak içinde birbirine çaprazlama bırakılır. Bunun garson için ayrı bir mesajı da vardır. Bu görüntü, “yemeğe devam ediyorum, tabağımı kaldırmayın” anlamına gelir.
 Yemeğiniz bitti veya yemeğe devam etmek istemiyorsanız çatal-bıçağı tabak içinde yan yana getirip bırakınız. Bu durumda garson tabağınızı toplayacaktır.
 Çatal-bıçak kullanırken dirsekleri yere paralel açmamalı, dirsekler vücudunuza yapışık olmalı.
 Ne yemeğe başlamadan evvel, ne yemek esnasında ve nede yemek sonrası dirsekler masaya konmaz. Masaya yalnızca bilekler ve elleriniz değmelidir.
 Menü’de spagetti varsa, sol elinizdeki kaşık içine küçük dolamalar yaparak yemeye çalışınız.
 Restoranlarda, bıldırcın hariç hiçbir yemek elle yenmez.
 Yemeğin sosuna elinizle ekmek bandırmayınız. Bu işlem için çatalınızı kullanınız.
 Yemek devam ederken sigara içilmez. (Nezaketen ve sağlık açısından hiç içilmemelidir)
 Yemekte hapşırma gerektiğinde, peçeteyi kullanmayınız. Mendilinizi açarak ve arkaya doğru dönerek ihtiyaç gideriniz.
 Peçeteniz ile burnunuzu asla silmeyiniz.
 Yemekte yanınızda bir hanım var ise oturmasında ve kalkmasında sandalyesine yardımcı olunuz.
 Yemekte manto veya palto ile oturulmaz. (Hanımların kürk mantosu istisna olabilir)
 Yemek sonrası özel bir kase içinde su getirilmişse (içinde nane veya gül yaprağı v.s. olabilir) parmaklarınızı ıslatıp, peçete ile kurulamanız içindir.
 Yemek sonrası kürdan kullanmanız gerekirse, bir elinizle ağzınızı örtünüz ve bu işlemi olabildiğince kısa tutunuz.
 Bir yemeğe davetli iseniz ve katılamayacak iseniz, mutlaka mazeretinizi iletiniz.

Sigara kullanımı:

 Prensip olarak kapalı mekan ve kalabalık ortamlarda sigara içmemeye özen gösteriniz. (Civarınızda tanımadığınız, kalp-damar, akciğer ve kanser rahatsızlığından muzdarip hastaların varlığını daima düşününüz.)
 Sigara yakmanız gerektiğinde parkta dahi olsanız, yanınızdaki insanlardan izin almalısınız.
 Sigaranızı içerken, dumanın karşınızdaki insanın yüzüne gelmemesine özen gösteriniz.
 Çocuk ve bebeklerin bulunduğu ortamlarda sigara içmemeye özen gösteriniz.
 Bir hanımın sigarasını tercihen kibrit ile yakınız. Çakmak ile tutuşan hanım saçları olduğunu hep hatırlayınız.
 Bazı ortamlarda yemek sonrası puro içenlere rastlanılmaktadır. Masada bulunanlardan izin almadan kullanılmamalıdır. Bir büyüğün veya protokol mensubunun purosunu çakmakla yakmak yanlıştır. Puro kibrit ile yakılır.

Tüm turizm diplomatlarına sağlıklı günler dilerim.









Yorum Ekleyin :

İçeriklere yorum ekleyebilmek için lütfen kullanıcı girişi yapın.