Food in Life - Yiyecek, İçecek, Mekan ve Gastronomi Kültürü Portalı -
foodinlife.com.tr - makale / Eklenme Tarihi: 29.12.2018

Hangi su hangi şarap

Gurme Yazar Ali Esad Göksel

Zor bir seneyi bitiriyoruz.

Ama, “Şu oldu bu oldu, üstelik de... Böyle bir zor daha olmamıştı.”

Bu muhabbetin usandırıcılığı malum.

 

Yani güzel şeyleri sayacağız.

Ki seneyi hoşluklarla hatırlayalım .

Noktalarken yüreğimiz ümit rüzgarı ile dolsun.

Biliyorum, kolay değil ama denemeliyiz.

 

Ümit var ya, elimizdeki en önemli kalkan…

Kendimizi görünür görünmeze karşı savunurken.

Bizi sadece dimdik tutacak sanmayasınız.

Daha iyiye talip oluşumuzun da sermayesi…

 

KİMLER GELDİ KİMLER GEÇTİ

 

1- NİCOLE 

Bakın, bu istisnai bir başarı.

Gencecik bir aşçımız: Aylin Yazıcıoğlu!

Hem de bir başına...

 

 




























Bir listeye girdi ki;

Dünyanın en prestijlilerinden...

Hem de tepeden, Noma’nın üstünde.

Başka lafa ne hacet?

 

































La Liste iki hafta önce açıklandı.

Ve Türkiye’de çok da bilinmeyen Nicole dünyada bilinir oldu.

Artık Palazzo Venezia’nın karşısında gizli saklı –bir inside adress olarak kalması güç.

Sordum anlattı, müşterilerinin yüzde yetmişi yabancı imiş.

Hele durun, bu daha başlangıç.

Şunu biliyorum: Bu kızımızın önü açık !

 2- BEYTİ 

“Beyti Bey” bu ismi telaffuz ederken sakin kalmak ne mümkün...

Bakın az ve öz, kestirmeden söylemiş olayım: 

Beyti Bey bir efsanedir!

Nasıl ki Japonların sushi ustası, Jiro’su var...

Korunması gereken “milli anıt“ kabul olundu.

Bence Beyti Bey’in fazlası var.

Türk Mutfağı’nın “kutup yıldızına” sıhhatli bir ömür diliyorum.

 






3-ÇİYA

Bir dostum var ki.

Kendisi bir derviş…

Musa Dağdeviren!

Ve eşi Zeynep Hanım…

 


 

Karı koca ömürlerini vakfettikleri bir yol var.

Yürüyorlar. Müdanasız. Sessiz ve sakin.

Nereye -ulaşmak istediklerini bilmedeler...

Ama daha da önemlisi şu: Erteleme yok!

Yolda geçen zamanın değerinin de farkındalar. 

Hakkını vermedeler. Hem lokanta, hem de yayınları ile.

“Yemek ve Kültür” dergisi kendi sahasında tek:

Ortak dostlarımız Turgut ve Günay Kut’a emanet.

Üstüne Musa Usta bu sene NETFLIX’te.

Bir tarz “şampiyonlar ligi” naklen yayın programı.

Ne diyeyim? Sevinç ve gurur duyuyorum.

        

4-GASTROWAY

Bazı yer, bazı zamanlarda bir adam çıkar ortaya...

Ve olmayacak bir iş yapar: Yok canım, ”olamaz” dersiniz.

İşte bu genç adam tam da böyle birisi: Gökmen Sözen.

Gökmen olamazı başarıyor: Gastromasa‘nın müellifi.

Yanında hiç kimse yok. Gidiyor, adamları yakalıyor...

Bu adamlar üçyıldızın da feriştahı. Yakalaması zor taife.

Onları ikna ediyor. İstanbul’a getiriyor. Konuşturuyor.

Gastromasa uluslararası ölçekteki mutfak günlerimiz...

Gerisi hikayedir: Dün bizim Fatih Altaylı sormuş.

“Yahu hala yaşıyorlar mı: Yok incili kaftan, yok şu, yok bu…”

Bakın şahane bir dostum var. Fatih Karaca.

seyre geldiği sürece bu “halı saha maçı” devam eder.

Yoksa VAR hakemi konuşur: Harç bitti, inşaat paydos!

Ezcümle Gökmen’in işi küreseldir, rakipsizdir.

Üstüne üstlük bu yıl yeni bir işe kalkıştı. GastroWay !

Basklılar, biliyorsunuz: Homo Sapiens’in aşçı olanları…

San Sebastian doğumluları toplamış Gökmen.

Üç aşçı dokuz Michelin yıldızı. Yollarda. Ayvalık’tan Fethiye’ye.

Tolga Atalay ve de Vedat Başaran’a zimmetlenmişler.

Kestirmeden söyleyeyim ve dahi netice anlaşılsın:

Elena Arzak gitmeden göbek atmayı bile öğrenmişti…

 

GastroWay Fethiye Ölüdeniz sahili, Elena Arzak’la kuzu çeviriyoruz...





























GastroWay Fethiye Ölüdeniz sahili, Elena Arzak’la kuzu çeviriyoruz...

 

 

Kültür Elçisi diye kime deniliyor? Bravo Gökmen. Çok iyi gidiyorsun!

 

5-NUDE

Cemil Tokel. Nokta. Cemil’in vizyonu, iş takibi ve inadı…

Bizleri küresel bir marka sahibi yaptı, yapacak…

Nude Projesi’ni üç dört yıldır yakın takipteyim.

Fevkalade zor, bizlere kapalı bir sahada oyun kurma azmindeler.

“Şarap Kadehi” üzerine söz mü etmek istiyorsunuz.

Karşınızdaki kim olursa olsun sizi boş bakışlarla izler. 

Hem de ne anlatırsanız anlatın. Peki ama ne diye?

Çünkü kafasında elli yıldır oraya kazınmış bir marka vardır. Riedel.

Siz daha evsaflısını mı yapıyorsunuz?

Üstelik nerede ise dörtte bir fiyata mı satıyorsunuz? Fark etmez.

Bir anlatışta mesafe alamazsınız. İnat ile anlatmalısınız. Usanmadan.

O arada çalışmalı yaratıcılık ödülleri almalısınız.

Yurt içi ve yurt dışındaki iddialı aşçıları tavlamalısınız.

Uzun ince meşakkatli bir yoldur. Pes etmek yok!

İşte Cemil Tokel ve ekibi bunu yapmadalar.

Değer mi? Uluslararası bir markamız daha oldu.

Geçen ay Indipendent‘de en iyi bardaklar listesine girdiler.

 


Hiç değmez mi!

 

SONSÖZ

Şarapçılarımıza. Yapılanları yakınen takipteyim.

Aldıkları mesafe inanılmaz. Elbette daha çok iş var.

Ama bakın yurt dışındaki rakiplere.

O beğendiklerimiz var ya...

Kaç nesilde oluştular. Ne tür destekler aldılar?

Ciciş Kardeşler gibi “KAFA” bulmak kolay: Rating getirir.

Ama sonra, ezkaza biri çıkar ve size sorabilir.

Bu da yılbaşı ertesi gününün bulmacası olsun:

“Ah güzel kardeşim madem tövbe ettin su içecektin...

Ne diye şarap şişelerinin üzerinde senin ismin basılı?”

 

Değerli Okuyucularımız: Mutlu ve sıhhat dolu bir yeni yıl dilerim!

Ağzınızın tadı bozulmasın!




Habertürk

Yorum Ekleyin :

İçeriklere yorum ekleyebilmek için lütfen kullanıcı girişi yapın.