Food in Life - Yiyecek, İçecek, Mekan ve Gastronomi Kültürü Portalı -
foodinlife.com.tr - makale / Eklenme Tarihi: 03.02.2017 17:20:38

Anadolu peynirciliğinde önemli bir kilometre taşı

Gurme - Yazar Nedim Atilla
15-17 Temmuz 2016 tarihlerinde Kars’ta düzenlenen “Türkiye’de ve Dünyada Yerel-Geleneksel Peynirler: Kars Kaşarı Coğrafi İşareti” uluslararası sempozyumu dünyanın farklı bölgelerinden peynir üreticilerini, perakendecileri, toptancıları ve konusunda uzman akademisyenleri Kars’ta bir araya getirdi. Serhat Kalkınma Ajansı'nın desteklediği "Coğrafi İşaretli Kars Kaşarının Tanıtımı ve Üreticilerinin Örgütlenmesi" projesi kapsamında düzenlenen sempozyumu biz de Slow Food İzmir Bardacık Birliği olarak destekledik.

Kars Kaşarı, Boğatepe Gravyeri, Kars Çeçil Peyniri, Karaman Obruk Divle Peyniri, Erzincan Tulum Peyniri, Tire Beyaz Peynir, İzmir Bergama Tulum Peyniri, Erzurum Çivil Peyniri, Karaburun/Çeşme Yarımadası Kopanisti Peyniri, Antakya Sürk Peyniri, Antakya Tel Kadayıf Peyniri ve Gelibolu Peynir Helvası…

Anadolu’nun benzersiz zenginlikleri… Ve dünyaca ünlü unutulmaz iki coğrafya ürünü: İsviçre Emmental Peyniri, İsviçre Gruyere Peyniri…

Bu peynir isimlerini anmamın nedeni Boğatepe Çevre ve Yaşam Derneği ve Ekomüze Zavot’un çağrısı ile 15-17 Temmuz 2016 tarihlerinde Kars’ta düzenlenen “Türkiye’de ve Dünyada Yerel-Geleneksel Peynirler: Kars Kaşarı Coğrafi İşareti”   uluslararası sempozyum…  Sempozyum dünyanın farklı bölgelerinden peynir üreticilerini, perakendecileri, toptancıları ve konusunda uzman akademisyenleri Kars’ta bir araya getirdi. Serhat Kalkınma Ajansı'nın desteklediği "Coğrafi İşaretli Kars Kaşarının Tanıtımı ve Üreticilerinin Örgütlenmesi" projesi kapsamında düzenlenen sempozyumu biz de Slow Food İzmir Bardacık Birliği olarak destekledik.

Zaten üç yıldır İzmirli Slow Food’a gönül verenlerle Kars’a, Çıldır’a, Boğatepe’ye gideriz ve oradaki güzel insanlara moral destek vermeye çalışırız…

Türkiye’den ve dünyadan farklı disiplinlerde araştırma yürüten 50 konuşmacının yer aldığı sempozyuma yaklaşık 300 kişi katıldı. Sosyolog, tarihçi, antropolog, etnolojist, etnograf, siyaset bilimci, bitki bilimci, mikro biyolog, gıda mühendisi, veteriner, kimyager, gastronomi, turizmci, miras ve müze bilimci, ziraat mühendisi, hukukçu, tarım ekonomisti gibi farklı alanlarda araştırma yürüten uzman bir kadroyu disiplinler arası bir tartışma imkânı yaratmak amacı ile bir araya geldi.

Yerel aktörlerin ve profesyonel ekiplerin buluşması ve tartışmasını sağlayan bu sempozyum, coğrafi işaretler ve geleneksel üretim konusunda farklı deneyimlerin paylaşılması ve ortak çözümlerin bulunmasını sağladı.

Sempozumun son gününde Boğatepe Köyü'nde yapılan etkinlikte Slow Food Hareketi'nin Nuh'un Ambarı projesi kapsamında Boğatepe Gravyeri'nin Presidium ürünü olma süreci, bu sürecin kriterleri ve geleneksel üretimin sağlıklı bir biçimde sürdürülebilirliği için yapılan çalışmalar paylaşıldı. Aynı gün Kars Kaşarı'nın coğrafi işareti kapsamında yapılan duyusal analiz özelliklerinin tanımlanması ve tadım paneli oluşturulması çalışmaları sempozyum katılımcılarıyla paylaşıldı.

Sempozyumun en önemli bulguları arasında şunlar yer alıyor:

1-Türkiye’de ve dünyada yerel-geleneksel peynirlerin tanıtımı yapıldı ve endüstriyel peynirlerden farkları aktarılırdı. Yerel üreticilerin son yıllarda maliyet-fiyat kıskacından ve piyasada süpermarketlerin egemen olduğu güç ilişkilerinden etkilendikleri dile getirildi. Ayrıca son yıllarda tüketicilerin yerel ve geleneksel ürünlere daha çok ilgi gösterdiği aktarıldı.

2-Yerel küçük üreticilerin ve sanayicilerin bir araya geldiği sempozyumda yöresel ve geleneksel peynirleri tercih eden tüketici taleplerinin hem gıda güvenliği hem de gıda egemenliği, gıda adaleti temelinde farklılaştığı dile getirildi. Gıda güvenliği yaklaşımını savunanlar gıda kodekslerinde yer alan standartların gıda hijyenini sağlama ve koruma noktasında önemini vurguladı; üretilen gıdanın halk sağlığına etkisinin gıda güvenliğinin vazgeçilmez bir şartı olduğunun üzerinde duruldu. Gıda egemenliği yaklaşımı temelinde ise yerel gıdaların gıda standartlarına uyum gösterirken geleneksel değerlerini, lezzetlerini ve besleyici değerlerini kaybetme riski taşıdığı; küçük ölçekli işletmelerinin yüksek maliyet getiren bu standartlara uyum göstermesinin imkansız olduğu ve küçük üreticilerin tasfiye olduğu bir dönüşümü beraberinde getirdiği vurgulandı. Üreticilerin ve özellikle kadınların kooperatifleşmesinin önemi dile getirildi.

3-Coğrafi işaret mevzuatının geleneksel üretim biçimlerinin sürdürülebilmesine imkan veren bir anlayış temelinde yeniden düzenlenmesi gerektiği tartışıldı. Hem geleneksel üretim yöntemlerini koruyan hem de halk ve çevre sağlığı temelinde geleneksel üretimi iyileştiren bir dengede pratik çözümlerin nasıl bulunacağı aktarıldı.

4- Coğrafi işaretlerin ürün için çizdiği sınırların yeni bir kültürel aidiyet ve iç-denetim (iç-yönetim) oluşturduğu belirtildi. Coğrafi işaret korunmasında yer alabilecek çeşitli kontrol mekanizmaları tartışıldı.

5-Coğrafi işaretli ürünlerin korunması ve gelecek kuşaklara aktarılmasında  sadece bir yöredeki tek bir ürüne odaklanmanın yetersiz bir çaba olduğu, coğrafi işaretli ürünü ortaya çıkaran yörenin kültürel ve ekolojik tüm kaynaklarının tanınması ve korunması gerektiği aktarıldı. Coğrafi işaretlerin sadece ticareti ve mülkiyet haklarını düzenleyen bir mesele olmadığı, Avrupa ülkelerindeki gibi yerel değerleri (doğal varlıklar ve geleneksel kültürleri) koruma ve yaşatma temelinde yerelci bir takım politikalar ve yerelin ihtiyaçları temelinde geliştirilmesi gerektiği aktarıldı.

6-Coğrafi işaret korumasının Türkiye’de ve dünyada uluslar, bölgeler, iller, ilçeler ve köyler arasında rekabete ve düşmanlığa neden olabildiği aktarıldı. Yöresel üretimde rekabet yerine dayanışmanın ve dayanışmacı ağların kurulması gerektiğinin önemi vurgulandı. Coğrafi İşaret ya da somut olmayan kültürel miras koruması ve uygulamalarının coğrafi sınırları yeniden belirlediği, bu coğrafi sınırların ve siyasi sınırların birbiri ile her zaman örtüşmediği, o nedenle dünyadaki tüm yöresel peynirlerin insanlığın ortak mirası olduğunun unutulmaması gerektiği aktarıldı.

Anadolu peynirciliğinde bu çok önemli kilometre taşı ülkemize hayırlar getirsin…

Yorum Ekleyin :

İçeriklere yorum ekleyebilmek için lütfen kullanıcı girişi yapın.

Yazarın diğer makaleleri