Food in Life - Yiyecek, İçecek, Mekan ve Gastronomi Kültürü Portalı -
foodinlife.com.tr - makale / Eklenme Tarihi: 03.02.2017 17:18:46

Alternatif turizmde gastronomi merkezlerine seyahat

Türk Mutfağı Araştırmacısı Banu Özden
Kabul etmeliyim ki ülkemizin içinde bulunduğu zor günlere istinaden turizmden bahsetmek için çok da doğru bir zaman olmayabilir, ama ben yine de değineceğim çünkü bunun, geçici bir süreç olduğu ve turizmimizin yine parlayacağı iyimserliğindeyim...

Alternatif turizm, seyahat severler ve sık sık seyahat edenler için son yıllarda tercih edilen bir kavram. Artık çoğu Paris’e gidip Eyfel kulesine tırmanayım ya da Güney Afrika’yı ziyaret edip safariye katılayım peşinde değil. Onlar bu yerleri çoktan gördüler ve o deneyimleri çoktan yaşadılar, o yüzden şimdi sırada başka deneyimler yaşamak var. Bu deneyimlerden en başta geleni ise ülkelerin ve şehirlerin yiyecek ve içeceklerinı tanımak namına yapılan, gastronomi seyahatleri. Sadece belli başlı restoranlarda yemek yiyebilmek için aylar öncesinden rezervasyon yaptırıp, o restoranlara gitmek; internette araştırmalar yapıp yerel yemeklerin en iyisinin nerede yeneceğini araştırarak kendilerine bir gezi haritası belirleyen seyahat severler, gittikleri ülkelerdeki diğer gezilecek yerleri ikinci plana atıyorlar. Yani durum; Noma’da yemek yemek için Kopenhag’a gidip, hazır gitmişken de Tivoli Bahçeleri’ni de ziyaret etmek şeklinde özetlenebilir. Şu an için elimizdeki en güncel rapor olan 2014 senesi TÜRSAB verilerine bakıldığı zaman, dünyada 1 milyar turistin yüzde 88.2’si destinasyon seçerken yemeğin ilk sıralarda geldiğini açıklıyor. Durum böyle olunca da yemek kültürünün güzel ya da değişik olduğu bilinen ülkeler ilk sıralarda yer alıyor. Şimdi söyleyeceklerim herhangi bir veriye dayalı değil sadece kendi deneyimlerimden... Bu gelen turistlerden bir kısmı tabii ki bulundukları şehrin en özel, şık ve yemekleri ile ön plana çıkarak isim yapmış mekânlarını seçtikleri gibi, bir de daha salaş görünümlü, tek tip yemek yapan, ama en güzelini yapan ufak tefek işletmeleri ziyaret etmeye de meraklılar. Dolayısı ile her iki tip mekânın da, en iyi kalitedeki özel yemeğini,  fiyat-fayda dengesini koruyacak şekilde sunmaları önemli. Bu hem turistler için bir güven oluşturur, hem de edindikleri deneyimden tümüyle zevk alarak bu deneyimlerini başkalarına da aktarırlar.

Yine bilimsel verilere dönersek, 2014 yılında Türkiye’yi ziyaret eden turistler harcadıkları paranın yüzde 19-20’sini (ortalama 157 dolar) sadece yiyecek ve içeceğe harcamışlar.  Birleşmiş Milletlerin Dünya Seyahat Örgütü’nün verilerine göre bu oran yüzde 30’lara kadar çıkıyor. Bu ziyaretçiler gittikleri yerdeki yerel ürünleri tatmanın yanı sıra bir de belli başlı temalar altında yapılan yiyecek ve içecek festivallerini de baz alaraktan tatillerini planlayabiliyorlar. Böylelikle aslında seyahatlerı yemek kültürü açısından daha da verimli bir hale geliyor. Bir de, yerel ürünleri yakından tanıyabilecekleri çarşı ve marketleri gezip yemek turları ya da yemek pişirme dersleri alırlarsa işte o zaman o seyahat tam anlamı ile gastronomik bir seyahat oluyor.

Türkiye’de ise çok zengin bir yemek kültürü olduğundan yurtdışından gelen turistlere sunabileceğmiz çok geniş bir yelpaze var. TÜRSAB’ın yayınladığı raporda bir de coğrafi işaretle tescillenmiş ürünlerimizin azlığından şikayet  edilmiş. Belli başlı Avrupa ülkelerine bakıldığında doğru bir tespit. Coğrafi işaretleme almış ürünlerin bizim, gastronomi turizmimizi geliştirmemizde büyük bir rol oynayacağı kesin. Turistlerin ülkemizde tüketeceği yiyeceğin yanı sıra bir de gümrükten geçirebilecekleri belli başlı yiyecek ya da içecek maddelerini de ülkelerine götürüp, oradaki eş dost ile paylaşarak hem ülkemizin hem de ürünlerin reklamını yapmış olurlar ki bu da o ürünlere büyük bir katma değer sağlar. Bu ilgi ve reklam sayesinde bölgelerimize ve şehirlerimize has tescillenmiş ürünlerimizin sürdürülebilirliliğini arttırmak adına da çok güzel bir adım olur.

Sonuç olarak TÜRSAB’ın kendi için koyduğu hedeflerden biri de; kişibaşı 157 dolarlık yapılan yiyecek içecek harcamasını 250 dolara çıkarmak. Umuyorum ki turizmimiz tekrar canlandığında ülkemizin sunmuş olduğu gastronomik zenginliği yabancı turistlere tanıtmak için gerekli çalışmalar artarak yapılmaya devam eder ve beklenen gelir seviyesine yükselinir. 

Yorum Ekleyin :

İçeriklere yorum ekleyebilmek için lütfen kullanıcı girişi yapın.