Food in Life - Yiyecek, İçecek, Mekan ve Gastronomi Kültürü Portalı -
foodinlife.com.tr - makale / Eklenme Tarihi: 17.02.2016

Anadolu lezzet envanteri büyürken…

Gurme - Yazar Nedim Atilla
Anadolu coğrafyası, sunduğu benzersiz yerel ürün zenginliğiyle binlerce yıldır insanoğlunu besliyor. Binbir emekle üretilen ve gerçek anlamda kültürel mirasımız olan bu yerel ürünler, ne yazık ki günümüzde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya…  Artık herkes bilmeli ki, o eski bereketli günler (aklımızı başımıza devşirmezsek eğer) mazi olacak.

Açıkçası dünyanın birçok yerinde olduğu gibi biz de mono kültüre doğru gidiyoruz. Her şey hızla tek tipleşiyor… Bunun panzehirlerinden biri de, yerel farklılıkları yaşatabileceğimiz coğrafi işaretler’ sistemini hayata geçirmek… İstanbul’da düzenlenen Sirha Fuarı’nda, Metro’nun desteğinde ve ‘Mutfak Dostları Derneği’nin standında açılan ‘Anadolu’nun Lezzet Envanteri’ adlı gastronomi ve kültür programı, belki de bu nedenle çok büyük ilgi çekti. Bu envanter, ‘Nuh’un Ambarı-Essedra Pojesi’ kapsamında hazırlanmıştı. Bu etkinlik, Anadolu’nun nadir lezzetlerinin dünyaca ünlü şeflerin ve işletmelerin mutfağına girmesini ve daha yaygın bir şekilde kullanılmasını hedefliyor. Fuar süresince her gün farklı ürünlerin sergilendiği etkinlikte, birçoğu unutulmaya yüz tutmuş bazı ürünler tanıtıldı ve geleneksel bir pazar yeri oluşturuldu. ‘Anadolu’nun Lezzet Envanteri’ vitrininde, yerel üreticiler profesyonellerle buluşma olanağı da buldu.

Fuar kapsamında düzenlenen bu sergi bence Sirha’nın en önemli hizmetiydi. Türkiye’nin gastronomik zenginliklerinin patentlenerek tescillenmesi; yanı sıra özgün niteliklerinin korunması; üretilecekleri coğrafyanın sınırlarının ve kalite kriterlerinin belirlenmesi anlamını taşıyan ‘coğrafi işaretleme’ fevkalade önemli. Yerel lezzetlerin ve artisan (esnaf işi) üretimin korunması açısından bu sergiler sürmeli.

Bu yazıyı yazarken Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu ile konuştum. Türk Patent Enstitüsü tarafından verilen patentli ürün sayısı 179. Bunlardan 45’i tarımsal ürün, 74’ü gıda ürünü; ayrıca tescile müracaat etmiş 203 ürün de bulunmakta… Oysa hepimiz biliyoruz ki, Türkiye’nin potansiyeli bunun kat kat üzerinde… Tekelioğlu da diyor ki, “Patent Enstitüsü’nün anket çalışmalarına göre, coğrafi işaret alabilecek 2 bin 500 ürünümüz var. Bu 2 bin 500 ürünün bin 500’ü tarım ve gıda ürünü. AB’deki 28 ülkenin coğrafi işaretli gıda ve tarım ürünü sayısı ise, sadece 1248. Bu da potansiyelimizin büyüklüğünü gösteriyor.”

İşin bir de Avrupa Birliği boyutu var ve AB’den coğrafi işaret almak hayli zor. ‘Gaziantep Baklavası’, AB’den coğrafi işareti alan tek ürün oldu ve bunun için tam dört yıl bekledi. Aydın inciri, Afyon sucuğu ve pastırması, Malatya kayısısı da AB’den coğrafi işaret bekleyen ürünler…

Nuh’un Ambarı-Essedra Projesi” nedir?
Essedra Projesi, 9 ülkenin, yani Balkan ülkeleri ve Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne katılım sürecini desteklemeyi amaçlıyor. Projenin Türkiye liderliğini Ahmet Örs yapıyor. Bu süreç, çevrenin-coğrafyanın ve biyoçeşitliliğin korunması, iklim değişiklikleriyle mücadele ve yerel toplulukların refahı gibi konuları içeriyor. Projenin hedefleri farklı ancak birbirleriyle bağlantılı üç ana düzlemde yürütülüyor. Biyoçeşitliliğin korunmasında küçük ölçekli çiftçilerin rolünü savunma; gıda sistemi ve kırsal kalkınmayla ilişkili politikalara dair analizler; stratejik savunuculuk ve takip çalışmaları; Balkanlar’da ve Türkiye’de STK’ların, kamuoyundaki sürdürülebilir kırsal kalkınma tartışmalarına katılıp politika ve karar alma süreçlerinde rol alınması. Küçük ölçekli gıda üreticilerinin desteklenmesi, biyoçeşitliliği korumak için sağlam modellerin tanıtılması ve yok olma riski altındaki tarımsal ürünlere dair saha araştırmaları yapılması. 

Daha fazla insana ulaşmak için iletişim faaliyetleri yürütülmesi ve buna eğitimler düzenlenmesi; sorumlu tüketim kampanyaları organize edilmesi; yerel gıda tüketiminin desteklenmesi.
 

Yorum Ekleyin :

İçeriklere yorum ekleyebilmek için lütfen kullanıcı girişi yapın.

Yazarın diğer makaleleri