Food in Life - Yiyecek, İçecek, Mekan ve Gastronomi Kültürü Portalı -
foodinlife.com.tr - makale / Eklenme Tarihi: 30.11.2015

Yılbaşında romantik ve lezzetli kentlerde…

Gurme - Yazar Nedim Atilla
Yeni bir yılı Avrupa’nın eski kraliyet başkentlerinden birinde karşılamak, sanırım tüm yıl boyunca kurulabilecek hayallerin en güzellerindendir. Yaşlı kıta Avrupa’nın, her biri geçmişte kültür başkenti de ilan edilmiş olan kentleri, kış soğuğuna ve zaman zaman da bastıran yoğun kar yağışına rağmen, Yılbaşı romantizmini arayanlara ilaç gibi gelebilir.

Yeni yıla Avrupa’nın eski bir imparatorluk başkentinde girmek istiyorsanız, o gecenin akşam yemeğini fazla uzatmadan, sıkı giyinip sokağın coşkusuna kendinizi bırakın derim. Sokak şenlikleri tadından yenmeyen Berlin, Paris, Londra gibi kentlerde, metrolar belli bir saatten sonra çalışmaz; taksi bulmak da zor olacağından, otelinize yakın bir sokak eğlencesini tercih etmenizde yarar var. Ya da eğlencenin merkezinde bir oteli… Zaten neredeyse her cadde, her meydan pek şenliklidir bu büyük kentlerde. Havai fişek gösterileri de göz kamaştırıcı… (Biz bu işin de tadını kaçırdık, malumunuz… Küçük sahil kasabalarında bile çoluk çocuğun doğum günü için havai fişek gösterisi yapılır oldu.)

Örneğin komşumuz Selanik, 31 Aralık günü öğle sonrasından başlayarak bütün sokaklarında yenilen içilen eğlenilen bir kenttir. Elde def dümbelek, hem söyleyip hem oynayan neşeli gruplar görürsünüz. Bir süre sonra bir bakarsınız, siz de bir halayın içindesiniz… Ama unutmayalım bu yıl malum kriz var; ahalinin neşesi kaçmış da olabilir. Ancak yine de Yunanlı dostların bu yılbaşı da eğlencenin hakkını vereceklerini umuyorum. Öyle ya, kriz gelmiş cihane, söylenmesi bahane…

Roma iyi bir seçenek olabilir…
Geçmiş yıllarda yaklaşık 60 bin Türk vatandaşımızın yeni yıl tatilinde yurtdışını tercih ettiğini öğrenmiş biri olarak, ben de size bugün yola koyulmak için iki romantik kent önereceğim… İlki zaten sözcüğe adını da veren kent: Roma… Çok ünlü bir filmdir, William Wyler’ın “Roma Tatili”… Filmde Avrupa’nın kraliyet ailelerinden birine mensup bir prenses, diplomatik Roma ziyareti sırasında resmi protokollerden sıkılır ve gizlice elçilik binasından kaçarak sıradan bir genç kız gibi kentin sokaklarında dolaşmaya başlar. Derken, bir Amerikalı muhabir ile karşılaşır ve fonda Roma şehri, birlikte gezerlerken birbirlerine âşık oluverirler. Film tam 10 dalda aday gösterildiği Oscar ödüllerinden üçünü de kazanmıştı vakti zamanında... Belçika asıllı zarif oyuncu Audrey Hepburn’ün “En İyi Kadın Oyuncu” ödülünü aldığı bu film, aynı zamanda onun bir yıldız olarak dünya çapında tanınmasını da sağlamıştı. Turizmde sinemayı kullanmak adına ders niteliğinde bir filmdir ve çekildiği 1953 yılından beri de modası geçmemiştir. Dostlar, Roma’nın modası geçer mi? 

Mutfak açısından da lezzetli ve besleyici bir şehirdir Roma. Aromalı zeytinyağları, özgün tadı olan yabani otları, sarımsaklı sosları ve makarnaları bizim damağımıza da uygundur. Şarapları ise zaten malumunuz… Slow Food’un da önemli bir merkezi olan Roma’da aç kalmaz insan; türlü çeşit ve her keseye uygun yaratıcı yemek bulur. Yılbaşı sofraları ise tam bir “Dolçe Vita” tadındadır; yani ‘tatlı hayat’ tadında… Keyiflidir, gürültülüdür, eğlencelidir, kalabalıktır…

Hayat yaz kış sokaklarda geçtiği için, yeni yıl gecesi de sokaklarda olmak iyi bir şeydir Roma’da. İyi aydınlatılmış köşe başlarında tarihi bir çeşme, süslü bir yapı, antik bir heykel de küçük sürprizler sunar insana... Trevi çeşmesinde, ya da İspanyol merdivenlerine, ışıklandırmada estetik harikaları olan antik eserlerin yanı başında geçebilir Yılbaşı gecesi.

Sokak çalgıcıları, dans eden ve eğlenen insanlar, âşık gençler (ve kendini her daim genç hissedenler) havaya sokar sizi... Yeni bir yılı karşılamanın coşkusu, kuşkusuz Roma yakınlarındaki küçük kasabalarda da (Frascati, “Kasabanın Sırrı” filmi ile ünlenen Neimi ve Papa’nın yazlık sarayının bulunduğu Castelgondolfo gibi) keyiflidir ve gerçekten alternatif olabilir kent merkezindeki şenliklere…

Yeni yıl Viyana’da da karşılanabilir…
Bilirsiniz, televizyonumuzun tek kanallı olduğu günlerde güzel bir alışkanlıktı, ‘Viyana Filarmoni Orkestrası’ eşliğinde (bazen de Berlin Filarmoni) ‘Yeni Yıla Merhaba Konseri’ni dinlemek, izlemek… Şimdi haber kanallarımız, dünyaca ünlü orkestraların konserlerini bazen eşzamanlı bazen de 1 Ocak günü öğle saatlerinde yayınlıyor; ama insan yine de siyah beyaz yıllardaki ciddiyeti ve anlayışı özlüyor nedense... Danslarla, valslerle süslüyorlar, Viyana’dan güzel görüntüler sunuyorlar; ama olayı da biraz turistikleştiriyorlar gibi geliyor insana…

Ciddi bir soğuğa ve genellikle karla-buzla kaplı olmasına rağmen, Viyana’nın yeni bir yılı karşılamak için en romantik Avrupa kentlerinden biri olduğuna inanırım. Londra ve Berlin kadar kalabalık değil; öte yandan da sabaha kadar meydanlarda herkesin dans ettiği bir şehir olarak da ideal bir başkent… Müziğin de başkenti… İstanbul’dan sonra “en uzun süre başkent olan şehir” sıralamasında ikinci sırayı alıyor Viyana. Dile kolay bin yıl, yani 1000 yıl… Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun başkenti olarak önemli bir noktada ve Karaormanlar’dan doğan Tuna nehrinin kenarında büyülü bir şehir...

Viyanalının ömrü ‘kafe’lerde geçer ve orta yaşın üstündekiler de iyi bilir ki kahveyi onlarla tanıştıran Türklerdir. Viyana ‘kafe’leri, batının hiçbir kentinde olmadığı kadar gelişmiştir ve insanların gündelik yaşamlarında da önemli bir yer tutar. Mis kokulu kahveler, çaylar bir yana; leziz turtalar, pastalar ve krema eşliğinde sunulan kekler de ömre bedeldir.

Viyana’ya birkaç gün önceden giderseniz ‘Noel Pazarları’nın sonuna da yetişirsiniz… Küçük çocukların Noel şarkılarıyla sizi karşıladığı pazarda alkollü, alkolsüz sıcak şaraplar, tatlılar, leziz atıştırmalıklar, şekerlemeler ve orijinal Noel süsleri, oyuncaklar ile hediyelik eşyalar bulabilirsiniz. Size güzel bir önerim daha olacak: Kente sadece 40 km uzakta bulunan ve senfonik müziğin babalarından Joseph Haydn’ın ömrünün otuz yılını geçirdiği ‘Esterhazy Sarayı’nın da bulunduğu şarap bölgesine gidin ve gerçek bir şarap müzesini gezin. Pişman olmazınız.

Aslında nerede olduğunuzdan çok, kiminle ya da kimlerle olduğunuz önemli. Dilerim sevdiklerinizle güzel bir yılbaşı akşamı geçirirsiniz. Yeni yılınız kutlu olsun.

Yorum Ekleyin :

İçeriklere yorum ekleyebilmek için lütfen kullanıcı girişi yapın.

Yazarın diğer makaleleri