Food in Life - Yiyecek, İçecek, Mekan ve Gastronomi Kültürü Portalı -
foodinlife.com.tr - makale / Eklenme Tarihi: 15.10.2015

Sağlığımızı korumanın yolları yemekten geçer

Türk Mutfağı Araştırmacısı Banu Özden
Günümüzde sağlıklı bir yaşam sürebilmek için neler yapmamız ve neler yiyip içmemiz gerektiği ile ilgili bir dolu yazılar, kitaplar, televizyon ve radyo programları mevcut. Aslında her şeyin temeline baksak günden güne değişen yöntemler yerine sadece atalarımızın kullandığı yöntemleri takip etmek sağlıklı bir yaşam sürebilmemiz için yeterli.
Osmanlı yemek kültürü ile ilgili en ilgimi çeken konulardan birisi, o dönemde beslenmenin direk vücudun sağlığı ile bağlantılı olması ve insanların yiyecek-içecekleri bünyelerine ve mevsimlere dikkat ederek tüketmesiydi. Aslında günümüzde çok popüler olan sağlıklı ve dengeli beslenme, spor yapmak ve toksinlerden arınmak gibi kavramlar, yüzyıllar öncesinde İslam ve Osmanlı tıbbında bilinmekte ve uygulanmaktaydı.  

Günümüzde sağlıklı bir yaşam sürebilmek için neler yapmamız ve neler yiyip içmemiz gerektiği ile ilgili bir dolu yazılar, kitaplar, televizyon ve radyo programları mevcut. Zaman zaman yeni beslenme metotları, spor ve detoks yöntemleri ortaya atılıyor. Bir şey moda oluyor ve bir süre sonra yerini başka bir şeye bırakıyor. Böylelikle nasıl yaşamamız gerektiğine dair liste uzuyor da uzuyor. Halbuki aslında her şeyin temeline baksak bu kadar karmaşık ve günden güne değişen yöntemler yerine sadece atalarımızın kullandığı yöntemleri takip etmek sağlıklı bir yaşam sürebilmemiz için yeterli.

Osmanlı tıbbı ile ilgili araştırma yapan çok değerli hocalarımızın yazıları ve kitapları sayesinde, bu bilgilere ulaşmak mümkün. Özellikle Prof. Dr. Ayten Altıntaş’ın yaptığı araştırmalar dahilinde yazdığı kitapta, sağlığımızı korumak için dikkat edilmesi gereken altı temel kavram anlatılıyor. Bu kavramlar; hava, yiyecek ve içecekler, spor, duygular, uyku ve arınma etkenleri olarak kategorize ediliyor. Bu kategorilerin her birinde kendi yaşamımız ile ilgili dikkat edilmesi gereken hususlar sayesinde sağlığımızı nasıl korumamız gerektiği detaylı bir şekilde anlatılmaktadır.



Altı temel kavramın içinden, hava, yiyecekler ve içecekler birinci dereceden önemlidir. Soluduğumuz havanın iyi ve kaliteli olması hem bedenimiz hem de ruhumuz için kaçınılmazdır. Hava kirliliğinin yüksek olduğu bir yere oranla bir ormanda veya bir yaylada solunulan hava insan vücuduna dirilik verilir. Eski tıp kitaplarında yazan “taze hava ömrümüzün mayası gibidir, bu sebeple çok gereklidir”* cümlesi bu önemi vurgulamaktadır. Diğer önemli etken olan yiyecek ve içecekler sayesinde alınan besinler kan yolu ile vücudumuza ve organlarımıza dağılarak vücudun devamlılığını sağlar. Ancak Prof. Dr. Ayten Altıntaş’ın kitabında belirttiği üzere bazı yiyecekler bize gıda, bazıları ise deva olmaktadır. Dolayısı ile bu gıdaların tüketimi belli bir ölçüde olmalıdır. Çok faydalı olduğu bilinen bir otun, az miktarlarda tüketilmesi vücuda fayda sağlarken, fazla tüketilmesi vücuttaki dengeleri bozabilir.

Osmanlı tıbbında bahsi geçen altı temel kuralın yanısıra özellikle yiyecek ve içecekler ile ilgili olarak dikkat edilmesi gereken bir başka konu ise insan vücudunda bulunan hıltlar ve bu hıltların dengesinin korunmasıdır. Yemek ve tıp arasındaki bağlantıyı anlatan hıltlar teorisine göre insan vücudunda dört farklı hılt bulunmaktadır.  Prof. Dr. Nuran Yıldırım’ın yazmış olduğu bir yazıda, insan vücudunda bulunan dört hılt; sevda, safra, balgam ve kan, evrende bulunan dört temel unsur olan hava, su, toprak, ateş ile bağdaştırılır.** Hıltların dengesinin bozulması vücutta -tıpkı hava, su, toprak ve ateş ile oluşan doğa olaylarının açtığı felaketler gibi- anormalliklere yol açar ve sağlığı tehlikeye sokar. Her bir hıltın kendine has bir özelliği vardır. Kan; tıpkı hava gibi sıcak ve nemli, safra; ateş gibi sıcak ve kuru, balgam; su gibi soğuk ve nemli, ve sevda da tıpkı toprak gibi soğuk ve kuru niteliklere sahiptirler. Bu durumda insan evrenin ufak bir modeli olarak görülmektedir.

Bu hıltları dengede tutabilmek ise direk olarak doğru beslenmek ile ilintilidir. İnsanlar, yedikleri besinleri sindirdiklerinde, hıltların dengesine doğrudan etki ederler. Hılt dengelerinin yerinde olması, sağlıklı bir insan olarak tanımlanırken, bu dengelerin bozulması ile sağlık tehlikeye girer. Aynı şekilde hastalanmış bir bünyeyi tekrar sağlığına kavuşturmak ve bozulan hılt dengesini tekrar düzene oturtmak için, çeşitli gıdaların alzatılıp çoğaltılmasına özen gösterilecek şekilde bir beslenme uygulanması gerekir. Bu sayede denge yerine getirilerek kişi sağlığına kavuşabilir.



Osmanlı mutfaklarında saray hekimleri, aşçıbaşı ile birlikte mevsimleri ve mevsimlerin özelliklerini göz önünde bulundurarak menüler oluştururlarmış. Örneğin yaz ayları kuru ve sıcak olduğundan safranın düşmesini sağlayacak soğuk ve nemli gıdalar tercih edilmekteymiş. Aynı şekilde ilkbaharda sıcak ve nemli gıdalardan oluşan menüler hazırlanarak vücuttaki kan miktarının artması esas alınırmış. Bu dengeler kurulurken belli başlı gıdaların birlikte tüketilmesi ya da asla birlikte tüketilmemesi gibi kurallar da Osmanlı tıbbında yerini almıştır.

Geçmişten gelen bu bilgilerin birçoğu günümüzde farklı formlara bürünmüş, değişik isimler ile anılan diyetler olarak karşımıza çıksa da aslında temelinde atalarımızın beslenme şekli olduğunu ve aynı beslenme şekli ile bugün bizlerin de sağlığımızı koruyabileceğimizi ya da hastalıklardan kısa zamanda şifa bularak kurtulacağımızı unutmayalım.

Kaynak:
* Prof. Dr. Ayten Altıntaş, “Sağlığın Can Damarı”,  İstanbul, Yediveren Yayınları, Aralık 2013

** Ed. Özge Samancı, Arif Bilgin, “Türk Mutfağı”, Ankara, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, 2008

Yorum Ekleyin :

İçeriklere yorum ekleyebilmek için lütfen kullanıcı girişi yapın.