Food in Life - Yiyecek, İçecek, Mekan ve Gastronomi Kültürü Portalı -
foodinlife.com.tr - makale / Eklenme Tarihi: 11.06.2015

Türk mutfağını pazarlamak

Türk Mutfağı Araştırmacısı Banu Özden
Yemek kültürümü tanıtmada ve yurt dışına pazarlamada pek de başarılı olduğumuz söylenemez. Türk mutfağının klasik, yöresel ve modern lezzetlerini bir araya getiren doğru bir oluşum ve doğru kanallardan yapılan bir pazarlama, Türk mutfağını yavaş yavaş da olsa dünya mutfakları arasında hak ettiği mertebeye getirebilir ve dünya gerçek Türk mutfağının ne olduğunuz daha iyi öğrenebilir.

Bence Türkiye mükemmel bir ülke... Tarihi, coğrafyası, dili, çeşitli kültürel varlıkları ve zengin yemek çeşitliliği ile dünyada eşi benzeri olmayan bir diyar. Senelerdir kendimizi ifade etmek, yurt dışına kendimizi tanıtmak için gerek kişisel, gerek kurumsal, gerekse devlet kanalları ile epey çalıştık. Özellikle yemek kültürümüzü tanıtmada son yıllarda çok daha fazla çaba harcasak bile, bu aslında tanıtımı çok geç kalınmış bir konu. Yemek kültürümüze çok önem vermediğimizden midir, onu tanıtmada, yurt dışına pazarlamada pek de başarılı olduğumuz söylenemez.  

1960’larda Avrupa’ya göç eden Türk vatandaşlarımız gittikleri ülkelerde dönerimizi büyük bir başarı ile tanıtmışlar ve Avrupalılara Türk mutfağının sadece dönerden ibaret olduğu izlenimini vermişlerdir. Geriye kalan bizlerde ülkemizi ziyarete gelen yabancılara, Türk mutfağından yemekleri, yabancı yemekleri çağrıştıran kelimeler ile özdeşleştirip başlarına sadece bir “Turkish” (Türk) ibaresi koymakla yetinmişiz. Büyük bir iştah ile kıymalı bir Karadeniz pidesi ya da güzel acılı bir lahmacun yiyen yabancı dostumuz, bize “This is delicious, what is it? (Bu çok lezzetli, nedir?) dediğinde ona kısadan “Turkish pizza (Türk pizzası)” diye kestirme bir cevap vererek olayı bağlamışız. Halbuki bu tip kestirme cevaplar yerine ona yediği şeyi açıklamak hatta gerekiyorsa hangi yöreye ait olduğunu, eğer meraklı birisi ise nasıl yapıldığını anlatmamızın ufak çapta da olsa Türk yemeklerinin tanıtılmasında bir katkı sağlayacağını düşünüyorum.  Ancak tabii ki de yeterli değil.

Bizler tarih boyunca yemeklere adları ile sahip çıkmamamızın yanısıra bize ait ürünlerimize de sahip çıkmamışız. Bunların başında hepinizin de tahmin edebileceği gibi yoğurt geliyor. Orta Asya’da yaşayan Türklerin, Kafkasya’nın doğal florasında açıkta bıraktıkları sütün fermente olması ile kazara ortaya çıkan yoğurt, hem buluş hem de kelime anlamı olarak Türklere aittir. Türkler’in dünya yemek kültürüne de en büyük katkılarından da biridir. Yoğurdu tek başına, yemeklerin yanında katık olarak, sulu yemeklerde, çorbalarda terbiye maksadı ile kullanmamızın yanısıra; kurut ayran ve cacığın yapımında da kullanılan ana maddedir. Dünyanın ilk hazır çorbası olan tarhana bile en hasından bir yoğurt ürünüdür. Ancak biz değil tarhanayı bir Türk çorbası olarak tanıtmak, yoğurdumuzu bile dünyaya tanıtıp pazarlayamamışız. Tüm dünyada bizim yediğimiz kıvamdaki, içine herhangi bir aroma katılmamış yoğurt “Greek Yoghurt” (Yunan Yoğurdu) olarak tanınmış ve aslen bize ait olan yoğurt Yunanlılar ile özdeşleşmiştir. Bu durumda Yunanlıları mı suçlayacağız? Tabii ki hayır, biz yeterince iyi bir şekilde ürünümüzü dünyaya pazarlayamamışız.

Dünyanın herhangi bir ülkesini ele aldığınızda, o ülkelerin yemekleri bile kendi orijinal isimleri ile bilinmektedir. Örneğin Arapların “fattoush” salatası, (içinde “pita” ekmeği olan bir tür salata), “pita” ekmeği, falafeli (nohut köftesi), kibbesi (sini köftesi) ve halwası (helva); Hint mutfağında bulunan “naan” ekmeği, biryani (pilav ve et ile yapılan bir yemek türü), tikka masala (baharatlı bir sos ile yapılan et yemeği),  chutney (et yanında ikram edilen reçelimsi tatlı bir sos); Yunan mutfağının tzatziki (cacık), patlıcan musakka, suvlaki (ızgara et yemeği), gyro (Yunan döneri), spanakopita (ıspanaklı böreği), feta cheese (Yunanlıların beyaz peyniri), dünyada bilinirliliği en çok olan yemek ve ürünleri arasında yer alır. Hatta yemek kültürü pek de zengin olmayan İsveç’in bile neredeyse tüm dünyada ‘meşhur’ olmuş bir köftesi vardır. Tam bir köfte cenneti olan ülkemizde 100’den fazla birbirinden lezzetli köfte çeşidi olmasına rağmen, insanlarımız o meşhur mobilya satan dükkana gidip alışverişten karınları acıkınca ağızlarının suyu aka aka gayet sıradan olan o İsveç köftesi yemektedirler.

Ama asıl şapka çıkartılması gereken ülke ise tabii ki dünyanın en popüler mutfağı olan İtalyan mutfağıdır. Hemen hemen her yemeğini orijinal isimleri ile neredeyse tüm dünyada tanıtmışlardır  İtalyanlar. Bunun sebeplerine kısaca bakmak gerekirse, İtalyanlar kendi mutfaklarına büyük önem verirler ve onu pazarlarken de belirli özelliklerine dikkat çekerek pazarlarlar. Örneğin İtalyan yemekleri sağlıklıdır, dengeli bir beslenme sunar, ürünleri ucuzdur, hızlı pişer, basit ve lezzetlidir. Hele de bu yemekleri tanıtırken ‘mamma mia’, ‘bellisima’, ‘al dente’ gibi havalı İtalyanca kelimeler katınca pazarlamak daha da bir kolay oluyor belki de.

Peki biz bu durumumuzu değiştirmek için bundan sonrasında ne yapmalıyız? Öncelikle yemeklerimizi yabancı yemekler ile özdeşleştirerek adlandırmayı ve tanıtmayı bırakalım. Yemeklerin adları ne ise onu söyleyip karşımızdaki yemek meraklısı yabancıya, ve tüm dünyaya bu şekilde öğretmeye başlayalım. Bu her bireyin kendi çapında yapabileceği basit bir şey. İşi biraz daha geliştirmek ve büyük çaplı hale getirmek için ise kesinlikle İspanyolları örnek almalıyız. Kendi mutfak kültürünü tanıtmakta biraz geç kalmış bir millet olan İspanyollar, son yıllarda yenilikçi ve geleneksel mutfak akımlarını birleştiren şefler sayesinde tüm dünyada bilinirliliklerinin artmasında ve hatta dünyanın en iyi şefleri ve en iyi restoranlarının arasında yer almalarını başlattıkları yenilikçi mutfak akımı ile sağladılar. Bunu yapmak için Türk şeflerimize büyük iş düşüyor. Türk mutfağının klasik, yöresel ve modern lezzetlerini bir araya getiren doğru bir oluşum ve doğru kanallardan yapılan bir pazarlama, Türk mutfağını yavaş yavaş da olsa dünya mutfakları arasında hak ettiği mertebeye getirebilir ve dünya gerçek Türk mutfağının ne olduğunuz daha iyi öğrenebilir.

Yorum Ekleyin :

İçeriklere yorum ekleyebilmek için lütfen kullanıcı girişi yapın.