Food in Life - Yiyecek, İçecek, Mekan ve Gastronomi Kültürü Portalı -
foodinlife.com.tr - makale / Eklenme Tarihi: 06.04.2015

Öğretmenim altın çilek

Eğitmen ve Nar Köy Konsept Yöneticisi Nardane Kuşçu
Doğadaki değişimler, mevsimler ve hayatımıza etkileri her zaman ilgimi çekmiştir. Bizler insanın doğanın bir parçası olduğu bilinciyle yetiştik? Özellikle son yıllarda iklim değişikliklerinin farkında olmak için doğayı tarafsızca gözlemlemek, fotoğraf çekmek, hava durumlarını kaydetmek, kısacası çiftlik günlüğü tutmak çok yol gösterici oluyor. Umarım bu tuttuğumuz kayıtlar gelecek nesillerin de işine yarayacaktır... Çünkü biz tarım tarihi ve arkeolojisinden çok yararlandık.  
 
2007 yılında Narköy'ün arazisini almaya karar verdiğimizde ülkemize ve bölgemize ait iklim değişimlerini öngören epey rapor okudum. Öngörüler bölgemizin giderek ısınacağını söylüyordu. Araziyi alırken bu durumu göz önünde bulundurduk ve buraya yerleşir yerleşmez tüm bitki örtüsünün fotoğraflarını çekmeye başladım. Mevcut yabani bitkileri, ağaçları, çalıları kaydetmeye başladım. Dikkatimi çeken bitkilerden bir tanesi de "yabani altın çilek"ti. Tadına baktığımda pek damak tadımıza uygun değildi. Elimde 42 adet "organik altın çilek" tohumu vardı. Altın çilek tek yıllık bir bitkidir ve patlıcanın yetiştiği her yerde yetişir. Patlıcan fidelerini yetiştirirken altın çilek fidelerini de yetiştirdim. Altın çilek tohumlarımı Bodrum'da yetiştiren bir dostumdan almıştım. Tek yıllık bir bitkinin yeni bir coğrafyaya alışma, verimli hale gelme süresi üç yıl civarındadır ama eğer yabanisi o arazide yetişiyorsa gurbetliği tez geçer. Nitekim benim altın çileklerim de birinci yılda bile gayet sağlıklı yetişti ve meyvelerini neredeyse yabanileriyle aynı zamanda verdi; yedik, tohum aldım ve o yıldan bu yana yetiştiriyoruz.
 
Altın çileğin bir adı da "Pelerinli Bektaşi Üzümü"dür. Çünkü meyvesi oluşurken üzerinde bir kılıf olur. Bu kılıf içindeki meyve küçükken, hamken yeşil, sert ve şişkindir. İçindeki meyve olgunlaştıkça açık kahverengi bir renk alarak kurumaya başlar, yenilebilecek kıvama gelmiştir. Tohumluk olarak ayırdığımız meyvelerin kılıfları giderek içini gösteren bir tül gibi olur. Artık bu dünyaya bırakabileceği tohumları verip bitkisinin de kuruyup toprağa karışma zamanıdır. Bu durumu insanların büyüme ve olgunlaşma süreçlerine benzetirim. Çocukken tıpkı altın çileğin çiçeği gibi pelerinsiz, perdesiziz. Büyürken kendimizi korumak, ifade etmek için pek çok perdemiz, imajımız olmaya başlar; içimizdekilerin tam olarak ne olduğunu bilemediğimizden, beğenilmeyeceğinden, kabul görmeyeceğinden, yaralanmaktan korkarız, sırlarımızı  kendimize saklarız ve belirli bir olgunluğa geldiğimizde artık böyle sır örtülerine ihtiyacımız yoktur; bu dünyaya bırakabileceklerimizin görülmesini isteriz.
 
Pelerinli Bektaşi Üzümü, kış başında tohumlarını bıraktıktan sonra donar, normali budur. Geçen kış biraz kuytu yerlerdeki Pelerinli Bektaşi Üzümleri donmadı, çiçek açmaya devam etti. Tam bu zamanda dünyamızda da sıcak gelişmeler oluyor, gizli sandığımız pek çok bilgi açığa çıkıyordu. Eş zamanlı olarak dilime bir cümle dolanmıştı: "Aleniyet çağı başladı, artık her şey açık, sır perdesi yırtıldı." O günlerde evimizin balkonunun altındaki Pelerinli Bektaşi Üzümlerinden birinde bir meyve gördüm. Pelerinini üzerini kapatacağına "Süperman"inki gibi arkada toplanmıştı ve kış günü bir altın çilek neredeyse yenilebilecek kadar olgunlaşmıştı. Doğanın bir parçası olduğumuz ve ona ne oluyorsa bize de aynısın olacağına inancım daha da pekişti?

Yorum Ekleyin :

İçeriklere yorum ekleyebilmek için lütfen kullanıcı girişi yapın.