Food in Life - Yiyecek, İçecek, Mekan ve Gastronomi Kültürü Portalı -
foodinlife.com.tr - makale / Eklenme Tarihi: 20.02.2015

İstanbul sokak satıcılarının kullandıkları seyyar araçlar

Türk Mutfağı Araştırmacısı Banu Özden
İstanbul, hayatın sokaklarda geçtiği çok renkli ve canlı bir şehirdir.  Böyle olması, sokak yemekleri kültürünün, dolayısı ile sokak satıcılarının tarih boyunce kullandıkları seyyar araçların ve aletlerin gelişmesinde büyük önem taşımıştır.  Reşad Ekrem Koçu, meşhur ?İstanbul Ansiklopedisi?adlı eserinde, sokak satıcılarına ?ayak esnafı? diye tabir eder, ve sayfalar dolusu açıklamalar ve resimler ile her türlü ayak esnafı hakkında bilgi verir. Hatta ayak esnaflarının İstanbul?lunun hayatında ne kadar büyük önem taşıdığını şu sözlerle ifade eder; ?Ayakesnafları İstanbul?un tuzu biberi ve alametifarikasıdır.?

XIX. yüzyılda sokak yemeği satıcılarını şehrin her tarafında, hatta mahalle aralarında bile görmek mümkündü. Özellikle restoranların bulunmadığı bu dönemlerde, şehir sakinlerinin bir araya gelmesi, birşeyler paylaşması ve ayaküstü çabucak karınlarını doyurması açısından sokak satıcıları merkezi bir nokta oluşturuyordu. Günümüz İstanbul?unda her ne kadar restoran kültürü çok gelişmiş olsa da, sokak satıcıları halen önemini yitirmemiştir. Bazı durumlarda bir sokak satıcından alacağınız tüketime hazır ya da anında pişmiş bir yemek, herhangi bir restoranda yiyeceğiniz bir yemekten ya da manavdan alacağınız bir meyveden daha taze olabilme özelliğini daima korur. Sokak satıcıları malzemelerini mevsimsel ve günlük olarak aldıkları için, daha ucuza mal edip daha taze bir yemek sunma şansına sahiptirler.

Tüketime hazır yiyeceklerin yanı sıra seyyar manavlar, sütçüler ve yoğurtçuların mahalle aralarında dolaşmaları, eski zamanlarda evinden çıkma imkanı olmayan ev hanımları için ayrıca bir kolaylık sağlamaktaydı. Günümüzde her ne kadar bu tip satıcılardan bir tek manavlar kalmış olsa da, onlar da genelde kamyonet ya da kamyonları ile eskisinden daha modern bir yaklaşım sergilemektedirler.

Sokak satıcılarının kullandıkları seyyar araçlar ve mutfak aletleri, satılan yiyecek maddesine göre farklılık göstermektedir. Ayakları ile beraber yuvarlak tahta ya da metal tepsiler, üç tekerlekli arabalar, hasır sepetler, ızgaralı üç tekerlekli arabalar, camekanlı simit arabaları bunlardan bazılarıdır. Genelde bu araçlar ve aletler, satılan yiyecek ya da içecek maddeleri için özel olarak tasarlanmış ve işlevleri de bu yiyecek maddeleri ile uyumludur. Örneğin bir kokoreç arabasında, kokoreçin takılacağı büyüklükte bir hazne ve altında da kömür yakmak için bir bölümü vardır.

Yüzyıllardan beri süregelen sokak yemekleri satıcılarının kullandıkları araçlar, İstanbul?un renkli ve canlı sokak hayatını yansıttığından günümüzde bile önemini yitirmemiş, İstanbul?un yemek kültürü tarihi açısından büyük önem taşımaya devam etmektedir. İşte günümüzde kullanılan birkaç seyyar araçlara örnekler;

Tahta veya aluminyum tepsiler ve ayakları
En başta İstanbul sokak yemek kültürünün en önemli öğesi olan simit taşımakta kullanılan tepsiler neredeyse İstanbul?un simgesi haline gelmiştir. Taşıması pratik ve hafif olduğundan tarih boyunca da birçok yemeye hazır yiyecek maddesini taşımak için tercih edilen bir araç olmuştur. Taşıma kolaylığının yanı sıra satıcının beraberinde taşıdığı, ayakları açıp tepsiyi üzerine koyunca, satılan yiyecekleri sergilemek için de uygun bir ortam oluşturmaktaydı. Genelde simit için kullanılmış olsa da şerbetli tatlı, soğuk sandviç gibi tüketime hazır gıdaları satmak için kullanılır.  Zamanda daha da geriye gidecek olursak, börek, çörek, kuş lokumu hatta porselen kapları içinde muhallebi satmak için bile kullanılırmış.  Alüminyum olan tepsiler ise, yine hafif olma özelliğini taşıyor ve genelde sadece sokak yemeklerinin en lezzetlisi ancak en tehlikelisi olan midye dolma satmak için kullanılıyor.

Hasır sepetler
Sokak satıcıları, farklı türde ürünleri satmak için farklı boyutlarda hasır sepetler ya da küfeler kullanırlar. Eski zamanlarda mahalle aralarında dolaşan seyyar manavlar, sırtlarında küfesi ve ellerinde de birkaç hasır sepeti ile sattıkları meyve ve sebzelerin adını haykırarak gelişlerini anons ederlerdi.  Günümüzde çarşı ya da pazar yerlerinde hasır sepetli seyyar manavlara ve küfe içinde tek tip meyve satan kişilere rastlamak çok nadiren de olsa mümkün. Başka bir modern yaklaşım ise, sepetlerde satılan soğuk sandviçler. İçinden peynir, domates, biber ve maydanoz fışkıran sandviçler adeta yelpaze edası ile dizilip, alıcısını bekler.

Üç tekerlekli üstü açık, tahta seyyar arabalar
Günümüzde küfe ve hasır sepetlerin yerini alan bu arabalar, üzerine serilen mavi muşambası ve rengarenk dizilmiş meyveleri ile adeta İstanbul sokaklarını renklendirir. Bu tip seyyar arabaların küçük boyları ise genelde şehrin belli başlı yerlerinde mevsimine gore tek tip (salatalık, kelek, elma, karpuz vb.) ürünler satarak, sağlıklı bir atıştırmalık alternatifi sunar. Seyyar meyve suyu satıcıları tarafından da tercih edilen arabalar, müşterilerine taze sıkılmış ve vitaminini kaybetmemiş, meyve suyu ikram ederek, özellikle soğuk İstanbul kışlarına direnç kazanmalarını sağlar.

Üç tekerlekli üstü açık ızgaralı seyyar arabalar
Yine günümüzde sıkça kullanılan seyyar arabalar özellikle maç ya da konser gibi etkinliklerden önce stadyum ve açık hava konser salonları önlerinde sıklıkla görülürler. Izgara köfte, balık ve sucuk gibi ekmek arası sunulan lezzetler, etrafa saldıkları kokular ile epey iştah kabartırlar.

Kokoreç arabaları
1970?lerde hayatımıza giren kokoreç, kendi doğasına uygun bir arabada pişirilip satılır. Hem kömür hem de gaz kullanarak çalışan bu araçlarda kokoreçin bütün halinde pişmesine yarayan metal çubukları, altındaki kömür yakılan haznesi, diğer tarafında bulunan paslanmaz çelik düz ızgara, çekmeceleri ve kesme tahtası koymak için bulunan özel tezgahı ile adeta minik bir mutfak işlevi görür.

Nohut pilav arabaları
Kokoreç gibi yine kendine has bir araçta satılan nohut pilav arabalarının en önemli özelliği, camekanlı bir bölmenin içinde duran pilavın üzerinde bulunduğu tezgahın ısıtıcılı olmasıdır. Altında su dolu bir hazne bulunan bu tezgahta su tüple ısıtılır ve buharı da pilavın bulunduğu tabakada yer alan bir bacadan çıkar. Öğlen saatlerinden itibaren gecenin geç saatlerine kadar rastlanan bu araçlar, çok ucuza doyurucu bir yemek olanağı sağlar.

Üç tekerlekli camekanlı seyyar arabalar
Herhangi bir soğutma ve ısıtma işlemine ihtiyaç duymayan yiyeceklerin satışında tercih edilen bu araçlar, yiyeceğin hem rahatça görünmesi, hem de toz, toprak gibi dış etkenlerden korunması için idealdir. Genelde şerbetli tatlılar, zaman zaman da etsiz çiğ köfte satıcıları tarafından tercih edilen bu araçlarda hiçbir soğutucu ya da ısıtıcıya gereksinim duyulmaz.

Dört tekerlekli simit arabaları
Şehrin her yerinde görülen ve ait olduğu belediyenin sembolünü taşıyan kırmızı araçlar, şehrin en gözde seyyar araçlarındandır.  Günün erken saatlerinde işe başlayan simitçiler akşam üzerine kadar çalışır, kahvaltı ve ara öğünler için ideal bir gıda sunar. Hele de yeni moda krem peynir, zeytin ezmesi ve fındık kreması sürülen simitler daha da bir lezzetli hale gelir.

Kestane ve mısır arabaları
Yine dört tekerlekli olan ve belediyeler tarafından kiralanan bu kırmızı araçlar, her ne kadar günümüzde bu mevsimsellik özelliğine dikkat edilmese de, mevsimine göre, kestane kebap, köz mısır ya da haşlama mısır satmak için kullanılır ve İstanbul?lunun hayatında çok uzun zamanlardan beri yer almaktadır.

Halen seyyar olarak satış yapan sokak satıcılarının kullandıkları araçlar İstanbul?un yemek kültürü tarihi açısından büyük önem taşımaktadır. Belki çok kısa bir zaman sonra tıpkı eskiden kullanılan araçların tarihe karıştığı gibi, sağlık açısından tehdit taşıdığı öne sürülen sokak yemekleri ve onları satmak için kullanılan araçlar da tarihe karışacak. Bunu engellemenin bir yolu olmasa bile, varlıklarını sürdürdükleri müddetçe İstanbul?lunun hayatının bir parçası olmaya devam edecekler.

Yorum Ekleyin :

İçeriklere yorum ekleyebilmek için lütfen kullanıcı girişi yapın.