Food in Life - Yiyecek, İçecek, Mekan ve Gastronomi Kültürü Portalı -
foodinlife.com.tr - makale / Eklenme Tarihi: 04.08.2012

Cipriani, Yalıkavaklı oldu...

Ali Rıza Kardüz
Bodrum’da Palmarina “eğlence yarımadası”ndaki üç ünlü mekandan Cipriani bu yazın gözdelerinden

Bodrum’da bu yaz herkes Yalıkavak Palmarina Marina’nın dalgakıranının ucunda denizin doldurulması ile oluşturulan Eğlence Yarımadası’ndaki üç tesisten sözediyor: Cipriani Lokantası, Balıkçı Sait ve Billionaire Club.

Palmarina bir yarımada gibi, en ucunda da plaj ve Cipriani var.

Varlıklılar dostlarını Cipriani’de ve Sait’de ağırlıyor. İstanbul’un seçkinleri “Her gece Sait... Her gece Cipriani... Ne yapalım mecburuz!.. Ya çağırılıyoruz... Ya biz dostları çağırıyoruz. Bu mevsim gecelerimiz Sait ile Cipriani’de geçti” diyerek yakınıyorlar.

Eeee... Zaman size uymaz ise siz zamana uyacaksınız... Biz de mecburen iki dostumuzu davet ederek “Cipriani nasıl bir yerdir gidip de görelim” dedik.

Önce Palmarina’dan söz edeyim. Azeri asıllı Türk vatandaşı Mübariz Masimov, Yalıkavak’taki marinayı Kamhi’lerden satın aldıktan sonra yenilemeye başladı. Bir yılda dalgakıranın önünü doldurarak denizin ortasında koskoca bir yarımada inşa ettirdi. Yarımadanın ucunda kocaman bir yüzme havuzu ve plaj var. Plaj girişi 150 TL imiş. Cipriani (şimdilik) kapalı bölümü olmayan bir bahçe lokantası. Denizin kenarındaki düzlüğe masalar dizilmiş. Çevre yeşillendirilmiş. Masaların örtüsü ve peçetesi kaliteli keten ve de ütülü.

Lokantanın Türk Müdürü Volkan Şan masamızı gösterdi. Erdinç Karapınar ile Betül Yapıcı masamızla ilgilendi.

Cipriani’nin menüsü küçük tutulmuş. Menüde 10 çeşit başlangıç, (50-65 TL arası), beş çeşit pizza (40-60 TL arası), dört çeşit makarna (45TL), yedi çeşit ana yemek 190-120 TL arası), altı çeşit tatlı (30 TL) var. Şarap fiyatları 120 TL ile 8 bin TL arasında. İsteyene daha pahalısı da var.

Biz başlangıçlardan karışık balık kızartması ile kerevizli, ahtapot ve karides salatasını seçtik. Bir pizza ve de trüf mantarlı makarna ısmarladık. Bütün bunları paylaştık. Ana yemek ısmarlamadık (Ama yemeklerden ıstakoz 120 TL, kuzu pirzola, bonfile ve dana sırtı 90 TL idi). Tatlı olarak tiramisu yedik. Yemek üzerine çay kahve içtik.

Karışık deniz ürünleri kızartması, makarna çok lezzetli idi. Pizzanın harcı mükemmel, hamuru zayıftı. Servisten memnun kaldık. Kişi başı 90 TL ödeme ile masadan kalktık.

Vakit erkendi. Kapısından Billioneire Club’a baktık. Kapıdaki görevlilere fiyatları sordum. “Loca 1.500 TL. Ayakta stand 650 TL. Ama locada 2 şişe, stand’de 1 şişe yabancı içki açtıracaksınız” diye cevapladılar. “Bizi aşar” diyerek teşekkür ettim. Bana acıdıklarından mı, yoksa şaka olarak mı bilemem” Siz gelmek istiyorsanız, barın önünde dikilirsiniz... 35 TL’ye sizi idare ederiz” dediler. (Daha sonra öğrendim. O gece Billionaire Club’de 1.500 kişi eğlenmiş.

Cipriani’nin hikayesi

Cipriani ve Harry’s Bar dünyanın en ünlü ve en pahalı lokantaları sayılıyor. Bu lokantaların ilginç bir hikayesi var. Giuseppe Cipriani isminde bir İtalyan, lokantalarda çalışırken para biriktirmiş ve 1931 yılında arkadaşı Harry Pickering ile birlikte Venedik’te Harry’s Bar (Harry’nin Barı) isminde bir lokanta açmış.

Bilindiği gibi Venedik birbirine yakın çok sayıda adalar topluluğu. Cam atölyeleri ile ün yapmış Murano Adası’nın bir ötesinde Burano Adası, onun da ötesinde Torcello Adası var.

Giuseppe Cipriani 1934’te Torcello adasında bulunan, şarap ve zeytinyağı satılan bir dükkanın alt katını lokantaya dönüştürmüş. Üst katındaki odaları da misafirhane yapmış. Baldızı Gabriela ile burayı işletmeye başlamış.

Hemingway 1949’da burada kalmış. “Across the River and Into the Trees”i burada yazmış. Burayı bol bol övmüş. İşte bu, Torcelli Adası’ndaki küçük lokantanın ünlenmesini sağlamış. Giuseppe Cipriani 1958’de Venedik’te Hotel Cipriani ismiyle kocaman bir tesis kurmuş. Geniş bir bahçe içinde, otel, lokanta, spor ve sağlık tesisleriyle küçük bir tatil köyünü andıran bu tesis lüksün lüksü...

Hotel Cipriani’yi açınca, Venedik’teki Harry’s Bar’ı oğlu Arrigo’ya vermiş. Oğlu Arrigo ve torunu Guiseppe ise Venedik’te kalmamış. İtalya’dan New York’a atlamış. New York’ta Harry’s Bar’ı açmış. Daha sonra Cipriani ismiyle lokantalar açmış. Derken Harry’s Bar ve Cipriani lokantaları New York’tan Londra’ya, Hong Kong’a ve daha başka şehirlere atlamaya başlamış.

Guiseppe Cipriani, Venedik’teki Locanda Cipriani ile Hotel Cipriani’yi 1980 yılında kızı Carla ile torunu Bonifacio Brass’a vermiş. Venedik’te “Dede Cipriani”nin kurduğu bu iki müesseseyi şimdilerde torun Bonifacio Brass ile karısı Daniela işletiyor. Hotel Cipriani’nin de lokantası ünlü. Venedik şehrine daha yakın ve de daha büyük salonu ile bahçesi olduğu için geleni gideni daha kalabalık. Piazza San Marco’nun önündeki kanalın hemen ötesinde Giudecca Adası’nda.

Yorum Ekleyin :

İçeriklere yorum ekleyebilmek için lütfen kullanıcı girişi yapın.