Tanrıların bitkisi
Sefertası Hareketi Başkanı Ümit Sinan Topçuoğlu - 05.08.2007
Fransız fototerapi uzmanı Magrice Mességué “şifalı Otlarım” (Mon Herbier de Santé) adlı kitabında “Nerede sarmısak varsa orada sağlık, nerede sağlık varsa orada sarımsak vardır.” diyor. Âdeta sarımsağın kutsanması sayılabilecek bu ifade, Maurice Mességué’nin hem bir şifalı bitki uzmanı hem de bir Gaskonyalı olmasından... Bütün Gaskonyalılar gibi, Mességué’nin vaftizi sırasında da, diline bir diş sarımsak sürülmüştü. Ama, sarmısağa böyle bir mistik değer verilmesi, ne Gaskonyalılar’a ne de Hıristiyanlar’a has... Tarihin en eski dönemlerinden beri bir çok toplumda görülüyor... Romalılar’dan kalan belgeler, eski Mısırlılar’ın sarımsak üzerine yemin ettiğini ve tanrılara sarımsak sunduklarını bildiriyor. Homeros’un “Odysseus” adlı eserinde, Tanrı Hermes, insanları domuz yavrusuna çeviren büyücü Circe’nin büyülerinden sakınmak için, Ulyss’e sarımsak tavsiye eder.
Romalılar, sarımsağın kötü ruhları uzak tuttuğuna inanırlardı. Bundan dolayı, sarımsak yemenin yanı sıra evlerinin duvarlarına sarımsak bitkisinin resimlerini de yaparlardı. Vezüv’ün hışmına uğramış Pompei kentindeki arkeolojik kazılarda bu tip resimler ortaya çıkarıldı.
Sarımsak ile ilgili buna benzer mistik inanışlar, daha sonraki dönemlerde de görülüyor. Örneğin, Fransa Kralı IV. Henry, kötü ruhları yaklaştırmamak için, şarap ve sarımsak yağı karışımını vücuduna sürerdi. Sadece kötü ruhların değil, insanların da Kral’a pek yaklaşamayacağı belli... Mességué, IV. Henry’nin her sabah uyanır uyanmaz bir diş sarımsak çiğnediğini de yazıyor. Ama, bunun kötü ruhlardan korunmak için değil, cinsel güç kazanmak için olduğunu söylüyor.
Sarımsağın mistik bir değer kazanmasının, insan sağlığına yararlarının çok erken farkedilmiş olması ile ilişkili olduğuna hiç kuşku yok. ınsanlar, her derde deva gibi gördükleri bu bitkiyi yere göğe konduramadıklarından, tanrılara havale etmişler.
Sarımsağın sağlığa yararına ilişkin bilgiler, bu mistik inanışlar kadar eski... Babil’de bulunmuş M.Ö. 3000 yılına ait bir tablette, sarımsak ile ilgili bazı tonik reçeteleri yer alıyor.
Ünlü tarihçi Herodot, piramitlerin yapımında çalışan işçilere her gün sarımsak verildiğini yazıyor. Bunun, işçileri kuvvetlendirmek ve salgın hastalıklara karşı korumak için olduğu, şimdi anlaşılıyor.
Eski Yunan’da da, olimpiyatlarda yarışacak atletler, doping olarak sarımsak yerlerdi.
Hipokrat, sarımsağı diüretik (idrar söktürücü), laksatif (yumuşatıcı) ve âdet kanamalarını düzenleyici bir ilaç olarak kullandı.
Romalı hekim Celsus, M.Ö. 1. yüzyılın ilk yarısında, sarımsağı vücut ısıtıcı, müshil, kötü sıvıları vücuttan atıcı, öksürük kesici ve nefes açıcı olarak tanımladı.
Yine Romalı hekim Dioscorides, M.S. 1. yüzyılda, sarmısağı tıbbî açıdan inceledi; diüretik, midevî, bağırsak kurtlarını düşürücü, hemoroide karşı etkili bir ilaç olarak kabul etti.
Daha sonraki yüzyıllarda, hekimler, sarımsağın başka yararlarını da ortaya çıkardılar.
Günümüzde bir halk ilacı olarak bir çok rahatsızlıkta kullanılan sarımsağın bazı yararları, modern tıp tarafından da kabul ediliyor. “British Herbal Pharmacopoeia”, “British Herbal Compendium” gibi bazı kodekslerde sarımsak ilaç olarak yer alıyor.
Sarımsağın tıbben kabul edilmiş en önemli etkisi, dolaşım sistemi üzerinde... Düzenli sarımsak kullanımının yüksek tansiyonu kontrol altında tutmada yararlı olduğu 20. yüzyılın başlarından beri bilinmekte... 1960’larda sarımsağın hipertansiyon ve damar sertliğine karşı kullanılabileceği tıp literatürüne geçti. Halk ilacı olarak da bu rahatsızlıklarda kullanımı çok yaygın. Son araştırmalar, kolesterol ve lipid düzeylerinin düşürülmesinde de sarmısaktan yararlanmanın mümkün olduğunu ortaya çıkardı.
Sarımsağın güçlü bir antibiyotik olduğu da modern tıp tarafından kanıtlanmış bulunuyor. Bu etkiyi ilk tanımlayan kuduz aşısını bulan ünlü tıp bilgini Louis Pasteur...
Alman hekim Albert Schweitzer’in Afrika’da amipli dizanteriyi, sadece sarımsak kullanarak tedavi etmesi de, bu etkinin önemli bir kanıtı oldu.
1. Dünya Savaşı sırasında Balkanlar’da bulunan Alman ve Avusturyalı askerî hekimler, çok sarımsak tüketen yerli halkın enfeksiyona karşı dirençli olduğunu farkederek, sarımsak üzerinde çalışmaya başladılar; kolera ve dizanteri gibi bulaşıcı hastalıkları fenil salisilat ile kuru sarımsak tozu karışımı kullanarak tedavi etmeyi başardılar.
Sarımsağın antibiyotik etkisine ilişkin daha bir çok klinik çalışma ve bilimsel yayın bulunuyor.
Bu etki, sarımsağın içerdiği allicin maddesinden geliyor. Ama, itici kokusunun kaynağı da bu madde... Doğanın cilvesi...
Modern tıp literatüründe, sarımsağın bağırsak kurtlarını düşürücü, iltihap giderici, kan şekerini düşürücü, derinin yenilenmesini hızlandırıcı, metal zehirlenmelerine karşı antidot etkileri de belirtiliyor.
Sarımsağın bu yararları göz önünde tutulduğunda, sırf nahoş kokusundan dolayı kullanılmasından kaçınılması, pek de akıllıca değil. Hem de bu kokuyu gidermenin bir çok yolu varken... Örneğin, birkaç damla anjelik esansı, maydanoz, anason, elma, rendelenmiş elma ile bir kaşık bal, birkaç kahve tanesi, bu kokuyu giderir.
Fitoterapi uzmanları, daima zinde kalmak ve hastalıklardan korunmak için her gün öğle yemeklerinde 2-3 diş sarımsak yemeyi (yutarak değil, çiğneyerek) tavsiye ediyorlar. Hiç olmazsa haftada bir diş... Buna hekimlerin de bir şey diyeceği yok...
ılaç olarak sarımsağın püresi, usaresi(ekstresi), şurubu kullanılabilir. Bunların nasıl hazırlanacağını, nerelerde ve nasıl kullanılacağını, şifalı bitkiler ile ilgili reçete kitaplarından öğrenmek mümkün. Ayrıca, kapsüllenmiş sarımsak yağı ve tozu da piyasada bulunabilir.
S arımsak, çok eski zamanlardan beri baharat olarak da kullanılır. Yemeklere, salatalara, mezelere, soslara katılır. Közlemesi, kızartması, turşusu, salamurası, sirkesi olur.
Sarımsaklı ekmekler
Evde kara ekmek, biraz zeytinyağı ve sarımsak varsa, sofralara bir lezzet getirmek mümkün demektir. Fırında çevrilerek kızartılmış kara ekmek dilimlerinin üzerine sarımsak dişleri sıralanır ve bunun üzerine de zeytinyağı gezdirilirse, rüstikal ekmek yapılmış olur. Ezilmiş sarımsak ve küçük parçalara doğranmış kara ekmek, ateşe sürülmüş bir tavadaki zeytinyağına atılıp hafifçe kızartılırsa, bir başka yemek olur. Kara ekmek, sarımsak ve zeytinyağı yanında biraz da kaşar peyniri varsa, ıtalyan usulü sarımsaklı ekmek yapılabilir. şöyle: Kara ekmek, 2 cm. kalınlığında dilimlenip fırında kurutulur. Ezilmiş sarımsak ve zeytinyağı, ateşe sürülmüş bir tavada iyice karıştırılır. Ekmek dilimlerinin her biri bu tavada çevrilerek kızartılır. Kızarmış ekmek dilimleri bir tepsiye dizilir; üzerine birer dilim kaşar peyniri koyulur. Tepsi fırına verilir. Kaşar peyniri kızarıncaya kadar fırında tutulur. Sonra doğru sofraya...
Bir de sarımsaklı francala var. Bunun için kara ekmek yerine francala, zeytinyağı yerine tereyağı, maydanoz, kırmızı acı biber ve tuz gerekli. Tarifi şöyle: ıki baş sarımsak ayıklandıktan sonra havanda tuz ile birlikte dövülür. 150 gram tereyağı, çok ince doğranmış bir demet maydanoz ve bir yemek kaşığı kırmızı acı biber ile karıştırılıp bulamaç yapılır. Francalanın üstünden boydan boya taban kabuğuna kadar kesilerek bir yarık açılır. Bulamaç francalada açılan yarığa muntazaman sürülür. Francala iki yandan sıkıştırılarak eski haline getirilip alüminyum folyoya sarılır; fırına sürülür. 20 dakika kadar pişince, nefis bir katıklı ekmek hazır olur.