Food in Life - Yiyecek, İçecek, Mekan ve Gastronomi Kültürü Portalı -
foodinlife.com.tr - makale / Eklenme Tarihi: 29.12.2011

Yılbaşında Hindi Tüketimi Geleneğimiz Midir ?

Yrd. Doç. Dr. İLKAY GÖK İlkay Gök
Moderleşen toplumumuzda bazı geleneklerimizi unuturken yeni yeni gelenekler de edinmeye başladık. Gördüğüm kadarıyla yeni adaylardan biri de yılbaşında hindi tüketimi. Çevremize baktığımızda pek çok yerde hindi telaşının başladığını görebiliriz. Hindi yemeyi gelenek haline getiren insanların sayısı gün geçtikçe artıyor. Yaklaşık 15-20 yıl kadar önce bu kadar yaygın olmayan yılbaşında hindi tüketimi neredeyse gelenkelerimizden biri haline gelecek.
Yılbaşında hindi tüketimi bir Hıristiyan adeti midir? Yoksa Türkiye’de büyük bir ustalıkla yapılan bir pazarlama taktiğimidir?  Bu konu ile ilgili elde ettiğim bilgiler aşağıdaki gibidir:
Hıristiyanların Hz. İsa’ nın doğumu olarak kutladığı Noel de hindi tüketecekler diye bir kuralları yoktur dahası Noel'i bayram olarak kabul eden Hıristiyanlık inancında yeri yoktur.  
Hindi Hıristiyan aleminde Noel de değil şükran gününde kesilir. Yani bizim yılbaşında yediğimiz hindiyi Hıristiyanlar şükran gününde yiyor. Bunun da bir hikayesi var. 1620'lerde Avrupa'dan yerleşim için ilk kez gemiyle ABD'ye gelen insanlara Kızılderililer yardım ederler. Onlara hindi avlamasını ve mısır ekmesini öğretirler. Kızılderililer´in yardımı ile yeni hayatlarına başlayan İngilizler hayatlarını düzene sokup bu topraklarda yaşamayı öğrendikten sonra ilk geldikleri gün kendilerine yardımcı olan Kızılderililer´e şükranlarını sunmak için hindi pişirerek büyük bir ziyafet verirler. O günden sonra her hasat sonrasında hindi yeme geleneği sürer. Ama ilk olarak 1863 yılında Amerika´nın o dönemdeki Başkanı Abraham Lincoln Şükran Günü´nün ulusal bir bayram olmasını meclise önerir. Resmi olarak bu öneri bazı sebeplerden dolayı meclise taşınmaz ama Amerika´nın çoğu bölgesinde bu gelenek sürdürülür. Lincoln döneminde ele alınamayan bu öneri 78 yıl sonra yani 1841 yılında o dönemin Amerikan başkanı Franklin Roosvelt tarafından tekrar meclise taşınarak karara bağlanır ve bu tarihten itibaren her yılın Kasım ayının son Perşembesi ´Şükran Günü´ olarak ulusal Bayram ilan edilir.
Kızılderililerle aralarındaki bir yas günü olarak anılması için belirlenmiş olan bugün günümüzde artık bir kutlama halini almış, bayram gibi olmuştur . Amerika'da şükran gününde 5 gün tatil ilan edilir, insanlar evlerinde büyük hazırlıklar yapar giyinir süslenir ve 5-6 saat boyunca patateslerle süslenmiş hindilerini kısık ateşte kızartıp komşularını dostlarını akrabalarını misafirliğe çağırır.
Hindinin Amerika‘dan Avrupa’ya, oradan da bize geldiği biliniyor. 17′nci yüzyılın ortasına kadar Avrupa’da hindi yemek adeti fazla yaygınlaşmaz. Böylece 1650′lere kadar yılbaşı sofralarının ana yemeği, özellikle İngiltere’de iri ve semiz bir kaz olur.
Hindinin yanında, kestane servisi yapmak, tam bir Amerikan Geleneği, “Şükran Günü”nde yenilen hindi, içine mısır ekmeği doldurulup kızartılır ve yanında kestane, portakal ile “cranberry” denilelen bataklık yerlerde yetişen kızılcığa benzer bir meyvenin sosuyla servis yapılır. Bizler, kestanenin yerini iç pilavla değiştirip, hindi kızartmasını bir hindi dolmasına çevirmiş bulunuyoruz.
Türkiye de son yıllarda yılbaşı ve  hindi tüketimi beynimize kodlanmaya başlandı. Bunu geleneklerimiz arasında görmeye başladık hatta bazılarımızın olmazsa olmazlar arasına almaya başladı. Geleneklerimiz arasına girse bir zarar olur mu? Hindi fiyatları fırlayınca tüketemeyenler psikoljik olarak yeni bir yıla hindi bile yiyemden girdik diye olumsuz bir hisse mi kapılır? Az da olsa bir ihtimal. Bana göre en kötü yanı artık geleneklerimiz eskisi gibi oluşmuyor. Gelenek kuşaktan kuşağa iletilen, yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlardır. Amerikalılar’ın Şükran Gününlerinde tüketme gelenekleri onların tarihi geçmişleri ile bağdaşıyor. Peki bizim medyatik pazarlamaların dışında hangi kültürel kalıntı ve alışkanlıklarımıza uyuyor? Araştırmalarımda herhangi bir tarihi geçmiş bulamadım ve bazılarının vardığı sonuç bana da çok mantıklı geliyor: Bizim geleneğimiz değildir kültürel kalıntılar ve alışkanlıklardan daha çok gelenekselleştirilmeye çalışılan çok iyi bir pazarlama taktiğidir. Geleneklerimiz maalesef artık bu tür pazarlama taktiklikleriyle şekillenmeye başladı.


Yrd.Doç.Dr. İLKAY GÖK PINARLI

Gaziantep Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölüm Başkanı

Gaziantep Gastronomi ve Aşçılar Derneği Yönetim Kurul Başkanı

Yorum Ekleyin :

İçeriklere yorum ekleyebilmek için lütfen kullanıcı girişi yapın.