Food in Life - Yiyecek, İçecek, Mekan ve Gastronomi Kültürü Portalı -
foodinlife.com.tr - makale / Eklenme Tarihi: 23.12.2011

İzmir'in Genç İnci Şefleri

Tafed Milli Takımlar Direktörü Ağaoğlu My City Hotel Exc Chef Rafet İNCE
2011 Yılının Son günlerine yaklaşırken Geçen hafta Türkiye Aşçılar Federasyonun da katkıları ile İzmir Aşçılar derneğinin düzenlemiş olduğu 1. Ege Enternasyonal Aşçılar yarışmasında idim.  İzmir de gerçekleşen yarışma esnasında ve sonrasında edindiğim izlenimlere bir gerekçe yapmak istedim. Organizasyonu gerçekleştiren değerli İzmir Aşçılar Derneği Başkanı Hüseyin Yılmaz ustam nezaket göstererek beni de jüri Başkanı olarak davet etti ve bende davete icabet ettim. 245 tane tabağı tek tek inceledim ve mutlaka söylemem gereken bir şey var; bu tabakların en az 190 tanesi çok iyiydi, tekrar altını çizmek istiyorum, iyi değil, Çok İyiydi.
Ancak şu var ki, ilk gün yarışmaya katılan Ekipler Klasmanı Ustalar ve gençler den oluşmaktaydı. Benim gözlemlediğim, derin bir fark vardı. Kimse darılmasın, gücenmesin ama gençlerin sunduğu çalışmalar tek kelimeyle muhteşemdi. Gerek porsiyonların ayarlanması, gerek gramajlar, hijyen, tabakların sıcaklıkları, kullanılan temalar vs. Fakat ilk gün yapılan sunumlar beni çok mutlu etti sebebi ise bu yarışmanın ilk defa yapılmasına rağmen amatör yarışmacı ruhu ile yapılan yemekler profesyonellikle birleştiğini görünce bütün İzmir aşçılar derneğini tek tek tebrik ettim. Ege ye 245 yemek kazandırmışlardı ama gözüm den kaçmayan tabaklarda vardı, yani usta şefler tarafından yapılan özenti batılaşmaya yakın tabaklar ve zayıf dengelenmiş tabaklar da vardı. Bunun sebebi ise maalesef cost sıkıntısı. Burada elbette şu hususun da altını çizmek istiyorum, her şey dahil bünyesinde çalışmak durumundaki birçok değerli arkadaşımız, maalesef çalışma koşullarının yeknesaklığı ve sürekli kendini aynı tonda tekrar etme durumundan dolayı, işimizin "Cullinary Arts" boyutunda büyük bir tehlike altındadırlar. Fakat genç arkadaşlarımız, öğrencilerimiz, her birini, tek tek göremesem de, gözlerindeki ışığı ve kafalarındaki cevheri önümüze gelen tabaklara çok başarılı bir şekilde yansıtmışlardı ve benim gözümde ağabeylerini geçmişlerdi. Bu konuda bu meslege genç şefleri kazandıran Öğretmenleri ve eğitmen şefleri de kutluyorum.
İşte farklı olan da, gelişen dünya'ya, değişen koşullara ayak uydurabilen, bu küresel yapıyı teknolojinin imkânlarını en iyi şekilde kullanarak sanatımıza uygulayabilen genç arkadaşlarımızın, doğru mesajı aldığıdır! Ortalama bir mutfağın organizasyon şeması içerisindeki terfi süreçlerini göz önünde bulundurarak konuya baktığımızda, 5-7 yıl sonra bu arkadaşlar çok değerli pozisyonlara geçmesi muhtemel görünüyor. Dünya mutfak sanatları alanında bizim bayrağımızı çok ötelere götürecekler, buna inanınız.
Belki bu küçük camia içinde duayenlerimizle, gurmelerimizle iyi veya kötü bir sosyal çevreyi oluşturuyoruz, burada hepimize düşen en asil görev, değişime ayak uydurabilmeyi, genç arkadaşlarımıza şans vererek, moral vererek, korkmadan pozisyonlar, statüler vererek başlatmaktır. Eğer dünya çapındaki mevcut meslektaşlarımızla bir rekabet içerisinde görüyorsak kendimizi, önce onlarla yetişmiş insan bazında eşdeğer olabilmemiz lazım bu da, dünyadaki gelişmeleri takip edebilme gerekliliğidir.Teknolojinin işimize yarayabilecek tüm imkanlarını mesleğimizin içerisine dahil ederek ekipman kullanabilme gerekliliğini, amatör ruhun kaybolmaması ve hep taze kalması gerekliliğindendir.
Yani değişim demektir ve bunun anahtarı genç arkadaşlarımızdadır,
Sesi fasla yükselmemiş fakat profesyonelliğiyle ülkemizde yapılan birçok şahşahalı yarışmaları gölgesinde bırakacak bir organizasyondan bahsetmek istedim Bu yarışmaya katılmakla çok büyük bir mutluluk yaşadım çünkü bu yarışma mütevaziliği ile birçok organizasyon sahiplerine ve bu camianın insanlarına parmak ısırttıracak şekilde yürütüldü, meslek lisesi öğrencilerinin önünü açmak için büyük çabalar sarf edilmiş katılımcılar en iyi şekilde saygı ve sevgi çerçevesinde bu ortamı paylaşmışlardır. Böyle bir organizasyonda en küçük bir aksama olmadı insanlar ne amaçla orda olduklarının farkındaydılar. İnsanlar yarışmalara neden katılır; ortamın havasını solumak kendini geliştirmek yeni şeyler görmek ve bunların üstünden kendi bilgilerini de katarak bu mesleği devam ettirmek en önemlisi ise bilinç altında şunu kanıtlamak CESARET ve bunun ardından insanlarının yarışma tanımını tekrar pekiştirerek kendini geliştirmesidir. Yarışma nedir; birisi birisinden daha iyi olacak ve birisi ödülün en iyisini kazanacak bunu kabullenmek lazım neden? Çünkü bir insan ne kadar iyi bir aşçı olursa olsun medeni cesareti yoksa oraya çıkan insana saygı duyup başarısını kutlamalıdır tabiî ki bazı organizasyonlarda başarılı insanlar  getirim kavgalarından dolayı hak ettiğini anlamasa da bu çirkin olaylara küsmeyip devam etmelidir. İşte bu yarışmada beni orda olmaktan mutlu eden başlıca iki sebepten birisi öğrencilere verilen değer saygı ve sevgi ikinci ise en önemli olan insanlığa ve emeğe verilen değer idi. Arkadaşlık ortamı umarım İzmir’e katılan şef arkadaşlarımız ve oraya gönül veren insanların her zaman bu ortamı genişleterek muhafaza etmesidir. Bu organizasyona verilen değer ve profesyonelce yaklaşım umarım bütün yarışmalarda verilir ve artık insanlar ne için ve hangi amaçlarda orada olduğunu iyi bilir. Bu yarışmaya gönül veren ve öncülük eden değerli İzmir Aşçılar Dernegi Başkanı Hüseyin Yılmaz ı ve ekibini bütün kalbimle tebrik eder ve sayamadığım tüm şef arkadaşlarıma misafirperverliklerinden ve mesleğimize katkılarından dolayı saygı ve sevgilerimi sunarım.

Yorum Ekleyin :

İçeriklere yorum ekleyebilmek için lütfen kullanıcı girişi yapın.