Food in Life - Yiyecek, İçecek, Mekan ve Gastronomi Kültürü Portalı -
foodinlife.com.tr - makale / Eklenme Tarihi: 07.10.2011

Milyon Dolarlık Cinayet Zanlısı

Keyveni Catering Yönetim Kurulu Başkanı ve Cumhuriyet Gazetesi Köşe Yazarı Sadık ÇELİK
Amerika’da artık örneklerine çok da yabancı olmadığımız, yeni bir “kahramanlaştırma” olayıyla daha karşı karşıyayız. Üniversite değişim programıyla gittiği İtalya’da, erkek arkadaşıyla birlikte oda arkadaşının boğazını keserek öldürdüğü suçlamasıyla 4 yıl yargılandıktan ve bu süre boyunca yürütülen güçlü PR çalışmaları sayesinde ABD ve Avrupa’nın en ünlü ve “masum” katil zanlısı haline gelen Amanda Knox sonunda beraat etti.
Beraat kararı verildikten bir iki dakika sonra Amanda Knox’a bir radyo kanalından iş teklifi geldi. Knox’un yaşadıklarını filme çekmek üzere projeler üreten film yapımcıları ile hakkında kitap yazmak için kapısını aşındıran yayınevleri de sırada bekliyor. Tüm bunlar Amerika’da yeni bir yıldız doğduğunun göstergesi. Bu yeni medya ikonuyla ilgili hâlihazırda 4 belgesel çekilip 6 kitap yayınlandı bile.
Bu arada korkunç bir cinayete kurban giden Meredith Kerchner ve kızlarının gerçek katilinin kim olduğunu bilmek istediklerini haykıran ailesi neredeyse hiç gündemde değil. Amerikalıların insanları kahramanlaştırma merakı malum. Meşhur mafya lideri Al Capone, insanları elleriyle öldüren kanun kaçağı Billy the Kid bunun akla gelen ilk örnekleri… Amerikan halkının kanun kaçaklarına, suçlulara, yasaklara uymayan düzen bozuculara karşı duyduğu ilgi, sevgi nereden geliyor acaba… Zamanında Amerika kıtasına göç eden insanların kanun kaçaklarından, katillerden, her türlü adi suçu işlemiş kimselerden oluşması kıta halkının bugünkü eğilimlerinin tarihte yatan gerekçesi olabilir mi… İçinde yaşadığımız çağda Halkla İlişkiler çalışmalarının gücü mü, insan eliyle yaratılan popüler kültürün ve magazin merakının vicdansızlığı mı, 1 milyon dolarlık bir halkla ilişkiler kampanyasının kararını etkilediğine inanılan evrensel hukukun zayıflığı mı, yoksa insanoğlunun karanlık yüzü müdür Amanda Knox’u meşhur eden…

HİÇBİR ŞEYİ OLMAYAN YÜZDE 99 HERŞEYİ OLAN YÜZDE 1’E KARŞI
Arap Baharı’ndan sonra Amerika’yı saran hareketin özeti bu başlık. New York, Los Angeles, Boston, Chicago gibi büyük kentlerde kapitalizm ve ekonomik krizin çilesini çeken, işsiz, yoksul, evsiz, sosyal güvencesi olmayan, borç içinde esir hayatı süren her renkten, farklı görüşlere sahip binlerce kişi ortak bir hedef için, ekonomik pastanın en büyük yiyicileri olan büyük kurumsal tabakaya karşı seslerini birleştiriyor ve “Wall Street’i İşgal Et” diyorlar.
Sendikalardan da destek gören hareket git gide yayılıyor. Belirgin bir siyasi hedefin gösterilmediği, liderlik altyapısının hazırlanmadığı eylem kalıcı bir harekete dönüşebilecek mi bunu zaman gösterecek; ancak orta sınıfın Amerikalı genç temsilcilerinin de, çıkarı söz konusu olduğunda insan haklarını hiçe sayan, sömürü üstüne kurulu çalışma düzenini yaşatan, güvencesiz, risk içinde nesiller yetiştiren, kriz zamanında misli ve sıradan vatandaşın aleyhine adaletsizliği devreye sokan bu sisteme karşı “yetti artık” diyebilmesi umut verici.  

STEVE JOBS’UN “AÇ VE BUDALA” ÖLÜMÜ
Teknoloji endüstrisine getirdiği yeniliklerle insanların günlük alışkınlarını değiştiren Apple’ın efsanevi ismi Steve Jobs’un 7 yıl önce pankreas kanserine yakalandığı biliniyordu… Hayatı, milyonlarca insanın hayatını etkileyerek, değiştirerek, teknolojik devrimler yaparak geçmiş, her türlü maddi güce sahip bir insanın bile ölüm karşısında hükmünün olmadığı gerçeğini bir kez daha hatırlamamız açısından önemlidir Steve Jobs’un vefatı. Böylesine kudret sahibi birinin ölüme yenik düşmesi hepimize ölümlü olduğumuzu hatırlatıyor, bu dünyada baki olmadığımızı… Hakkını vererek yaşanan bu hayattan geriye, Jobs’un Stanford Üniversite’sinde yaptığı, başarıya, başarısızlığa, yaşama, ölüme dair keskin derslerle dolu o müthiş konuşma kalıyor akıllarda. Şöyle demişti Steve Jobs:
“Her şey, tüm beklentiler, gurur, küçük düşme ya da başarısızlık korkuları, tüm bunlar ölüm karşısında değerini yitirir. Yalnızca ölümdür önemli olan. Öleceğinizi hatırlamak, kaybedecek bir şeyler olduğu düşüncesini yok etmenin bildiğim en iyi yoludur. Zaten çıplaksınız. Yüreğinizin sesini dinlememek için hiçbir neden yok… Zamanınız kısıtlı. Başkalarının hayatlarını yaşayarak onu harcamayın. Başka insanların fikirlerinin gürültüsünün kendi yüreğinizin sesini duymanızı engellemesine izin vermeyin. En önemlisi de kalbinizin ve sezgilerinizin yolundan gidecek cesarete sahip olun. Onlar sizin gerçekte ne yapmak istediğinizi bilirler.... Aç kalın, budala kalın, Aç kalın, budala kalın…”   

                           

Yorum Ekleyin :

İçeriklere yorum ekleyebilmek için lütfen kullanıcı girişi yapın.