Food in Life - Yiyecek, İçecek, Mekan ve Gastronomi Kültürü Portalı -
foodinlife.com.tr - makale / Eklenme Tarihi: 28.06.2007

Yemek yeme alışkanlıkları değişiyor

Yeditepe Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölüm Başkan Yrd. Dilistan Çilingiroğlu Shipman
Her geçen gün hayatımıza bir yenilik girmekte ve tüm bu yeni; ilginç değişik şeyler bazen farketmeden yaşam biçimimizi değiştirmekte… En önemlisi ise yemek yeme alışkanlıklarımız… Hergün yeni bir restoran açılmakta ve hergün hangi yiyeceklerin daha iyi ya da zararlı olduğu tartışılmakta. Günümüze şöyle bir baktığımız zaman hangi tip restoran olursa olsun porsiyon küçültmenin moda olduğunu görüyoruz. Mezeler ve tapas son günlerde oldukça revaçta. Artık mönülerde Snacks denilen bir bölüm var. Her şeyin isminin arkasında bir mini deyimi olduğu herkesin dikkatini çekmektedir eminim. Çikolata da bu yeni eğilimlerden nasibini almış durumda. Ama sütsüz çikolata tam bir krallık yaşıyor. Şimdilerde ufak ve çekici özel yapım çikolata satan dükkanlara rastlıyoruz. Kahve üzerine yoğunlaşmış pek çok kafe sokaklarımızı süslemekte. Sadece şarap ve puro satan dükkanların
artan sayısını da küçümsememek lazım. Tüm bu butik havalı küçük özel dükkanlara bakacak olursak hepsinin ortak noktasının acımsı tat olduğunu görürüz.

Markaların savaşı
Bunların yanı sıra markaların müthiş savaşı çağımıza damgasını vurmuş durumda… Herkes birbirinden bir şeyler kapma telaşında. Fast foodcular, Starbucks’ın kahvaltısını taklit ederek, Starbucks’cılar McDonalds’ın öğle saatleri müşterisini almak için sandviç alternatifleri sunarak, McDonalds ise değişik kahve alternatifleri getirerek müşteriyi kapma ve pastadaki paylarını büyültme telaşı içindeler. Tipik bir örnek İngiltere’deki McDonalds’ların kahve içilecek yerler (loungelar) yaparak buralara Starbucks tarzı koltuklar koyup buraları müşterinin testine tabii tutmaları…
Sıhhat, sıhhatli yemeklerle çılgına dönüştürülmüş bir toplum var karşımızda. Herkes yemeklerin kalorisini, yağ, tuz oranını bilmek istiyor ve kendilerine bilinçli tüketici diyorlar. Bu durumda mönüler de alışılagelmişin dışına çıkmakta. Bazı Chef’ler diyetisyen ve beslenme uzmanları ile ortak mönüler hazırlıyorlar. Mönülere değişik işaretler koyarak müşteriye sıhhatli ve duyarlı bir tavır sergilemeye çalışıyorlar. Tuz ve şeker oranını bilmek birtakım rahatsızlıkları olanlar için gerekli gözükse de alerjisi olanlar da mönülere bu alerji yapabilir ibaresini isterlerse ne olacak? Sanırım böyle giderse mönüler çeşitli renk ve ikazlarla dolu olacak.

Yeni sloganlar
Bu arada pazarlamacıların işine gelen yeni sloganlar ortaya çıktı. Organik, ev yapımı.... Bu sloganların manası pahalı demek. Çünkü büyük hacimli üretimlerin hakim olduğu çağımızda özel üretimler emek ve maliyet getiriyor diye düşünülüyor.
Emektar yumurtalar bile kılık değiştirdi. Artık organik, kolestrolsüz, özel beslenmiş tavuklardan elde edilmiş ve daha nicesi süpermarketlerde yerlerini almış durumdalar. Tüm bunların yanısıra mönüler ve süpermarketlerde aşırı bir yöre ya da bölgesel deyimleri kullanılmakta. Burdan anlaşıldığı üzere insanlar artık eskiden yedikleri ama sonra modası geçmiş olarak niteledikleri eskiye dönme ve unuttuklarını hatırlama eğilimi taşımaktalar. Özellikle ekmek çeşitlerinde bunu sıkça görmekteyiz. Bu pazarlamacıların da işine gelmekte tabii ki. Yeni bir akım da çiğ yemekler. Eskiden sadece Japonlara ait olan bu slogan; şimdi diğer mutfaklara da sıçramış durumda. Restoranların dış görüntüsüne harcanan büyük paralar da yeni değişimin sonucu. Artık restoran sahipleri rekabetin dış görüntüyle hallolabileceğini düşünmekte. Bu da artık yemek pişirmek yerine şık kıyafetlerle restoran içinde dolaşmayı tercih eden ünlü Chef’lerin işine gelmekte. Kısaca pazarlama tekniklerindeki beceri lezzetli bir yemeğin önüne geçmiş durumda.

Minimalist sunum
Diğer bir akım da küçülen porsiyonların adının minimalistik sunum olarak değişmesi. Sunulan yemeğin ortaya çıkarıldığı sunum şekillerine hiç kimsenin itirazı olduğunu sanmıyorum. Hele ki tabakta yenemeyecek olan şeylerin sadece dekor amacıyla lüzumsuz yer işgal ettiği tabakların demode olması tüm yemek yemeği zevk edinmiş olanlar için sevindirici olmuştur eminim. Ancak sanat sanat içindir anlayışıyla hazırlanmış ve adı da minimalist olan bu sunum şekillerinde insanın sevip sipariş ettiği bir yemeğin tad hazzını da limitlemekte. Yine de bu şekilde sunulmuş tabakların son derecede yaratıcı olduğunu söylemeden de geçemeyeceğim.
Meyveler de bu yeni akımların içinde yerlerini almış durumda. Artık pek çok et, tavuk gibi yemeklere meyvelerin eşlik ettiğini görmekteyiz. Bu oldukça yaratıcı ve meyveleri yemek üstüne yenen sınıfından da çıkarmış durumda.
Gördüğünüz gibi değişen hayat trendleri, globalleşme ile birlikte mutfağımıza kadar girmiş durumda. Bazıları tenkit de etse, hepimiz bunlarla yaşamak durumundayız. Ama hala eskiyi yaşatan ve yemek yemenin o doyulmaz zevkini herkese yaşatan restoranlar da mücadeleden vazgeçmiş gibi görünmüyor. Herkese keyifli yemekler...




Yorum Ekleyin :

İçeriklere yorum ekleyebilmek için lütfen kullanıcı girişi yapın.