Food in Life - Yiyecek, İçecek, Mekan ve Gastronomi Kültürü Portalı -
foodinlife.com.tr - makale / Eklenme Tarihi: 12.04.2010

YEMEK YAPMA YARIŞMALARI!

K.Ünsal Barış
Uzun bir süredir bazı TV kanallarında, benzer içerikli yemek yapma yarış programları düzenlenmektedir. Bendeniz temel mutfak eğitimi, ciddi bir servis eğitimi almış, altı yıl F&B müdürlüğü yapmış, uzun yıllar GM görevinde bulunmuş bir meslek adamı olarak, bu yarışma programlarından bazılarını, bilgi edinmek amacıyla izledim. Öncelikle belirtmeliyim ki, böyle bir programın düzenlenmesine toplumumuzun büyük ihtiyaç duyduğu kesindir. Maalesef, yemek yapma, yemek yeme, sofra kurma adabı, davete katılma, ağırlama, insan ilişkileri, nezaket kuralları vs. gibi konularda milletçe çok zayıf bulunmaktayız.

Ailelerimizde ve okullarımızda bu veya benzeri konularda bir eğitim verilmemektedir. Program düzenleyicilerin çabası; “reyting olsun, kese dolsun” amacını güttüğü için, bu tür programların izleyiciler için öğretici ve eğitici olması yönünü bir yana bırakın, halkımızı yemek sanatı, sofra adabı ve insan ilişkileri gibi konularında yanlış yönlendirme ve bilgilendirme yapmaktadırlar.

Oysa ki, programın ana amacının yanında, dolaylı amacının yemek yapma sanatını, sofra adabını, insan ilişkilerini öğretmek ve geliştirmek olmalıdır. Katılımcıları bu konuda yarıştırmak yerine, yarışmacıları birbirine düşürücü, birbirini karalayıcı ve basit bir dedikodu programının ötesine çıkamadığını gözlemledim.

Bir program düzenlemede ana amaç, tabii ki, reyting, reklam ve para olmalıdır. Buna hiç itirazım yok. Hepimizin çalışmalarında ana amacımız, yaptığımız işte başarı kazanıp, paraya ulaşmaktır. Ancak; “reyting olsun, kese dolsun” politikaları, bizi bu güne kadar, her konuda dejenere edip, kaliteden ve manevi değerlerimizden uzaklaştırmadı mı?

Aslında, program içeriği farklı kriterler ile daha iyi hazırlanıp, yönetilse idi, halkımız için çok güzel bir eğitim ve öğretim programı olabilir ve yüksek reyting sağlanabilir idi.

Örneğin, böyle bir yarışma programında halkımız şu konularda doğru eğitim alabilir, bilgisini ve görgüsünü geliştirebilirdi;

 Menü düzenleme becerisi,
 Doğru alışveriş yapma kuralları,
 Yemek hazırlama sanatı,
 Mutfak araç ve gereçlerini tanıtma,
 Zamanlama yapma,
 Masa düzenleme kuralları ve dekorasyon,
 Yemek yeme ve takım kullanma kuralları,
 Servis yapma incelikleri,
 Boşların toplanması kuralları,
 Farklı yemek, salata ve deserleri tanıma ve öğrenme,
 Konuk ağırlama kuralları,
 Sosyal ilişkileri geliştirme,
 Yaratıcılık, vs. gibi…

Ev kültüründen apartman kültürüne, köy kültüründen kent kültürüne geçme sancıları içinde olan halkımız arasında, yukarıda sıraladığım tüm hususlar ya bilinmiyor, ya eksik biliniyor veya yanlış bilgilerle donanmışlar.

Böyle bir program, kamu kuruluşlarının destek ve gözetimi altında yapılsaydı, halkımızın doğru bilgilere ulaşması, dolaylı yollardan görsel olarak eğitilmesi ve görgü kazanması da sağlanmış olunacaktı. Gelişmiş ülkelerde halkı eğitmenin ve belirli bir konuda hazırlamanın yollarından birisi de medyanın doğru olarak kullanılmasıdır.

Tabii, tren kaçmış değildir. “Zararın veya yanlışın neresinden dönülse kardır” ilkesi bu program için de geçerlidir.

Bu programın yarışmacılarının birbirlerine puan vermeleri düşüncesi bir fiyaskodur, şamatadır. Sanki, programın amacı, katılımcıları dürüstlüğe değil de, birbirlerinin ayağını kaydırmaya, yalan söylemeye itmeye, doğru olanları da karalamaya, sahte samimiyet ve dostluk kurmaya özendirilip, programlanmaktaymış, izlenimini veriyor.

Yarışma programının konusu iyi düşünülmüş, ancak, hiçbir yarışma programında yarışmacılar birbirlerine puan vermezler. Verirlerse doğru yönlendirme olmaz, kaos olur. Bu programda ise, insanları serbest bıraksanız, birbirlerinin gözlerini oyacaklar gibi. Halkımız, yukarıda sıraladığım hususların hiçbirisi ile eğitilmemektedir.

Ayrıca, puan verme, bir bilgi, birikim ve uzmanlık konusudur. Puan konusunda, konunun uzmanları jüri olarak seçilmeli idi. Veya yarışmacılar, kendi evlerinde, uzmanların bulunduğu bir masaya hizmet götürmeli idiler. Tabii, uzmanların yorumları da tüm Türkiye için eğitim ve görgü kazanımı olabilirdi.

Katılımcıların her konudaki tenkitleri ve tenkit kriterleri bir bilgi birikimi ve tekniğe değil, görgü yanlışlığına, ayak kaydırmaya ve dedikoduya dayanıyor. Yarışmacıların hepsi de kendisini uzman kabul ediyor ve çoğu zaman yanlışlar savunuluyor.

Halkımız arasında zaten eksik olan veya bilinmeyen veya yanlış bilinen tüm görgü kuralları, bu programın içeriği ile, insanların kafasının daha da karışmasına neden olunuyor.

Dedikoduya zaten çok yatkın olan ülkemiz halkı, bu program sayesinde dedikodu tekniklerini de öğrenmektedir. Dedikodu, insanları birbirine düşüren çok kötü bir alışkanlıktır. Dedikodu yüzünden aileler, sevgililer ve iş arkadaşları arasına soğukluk, kırgınlık ve ayrılıklar girebiliyor.

Program yapımcılarının bu programın kurallarını yeniden belirlemelerinde yarar var düşüncesindeyim.

Amaç; hem para kazanmak, hem eğlendirmek ve hem de eğitici olmak olmalıdır.

Ne programın amacını aşmasına izin vermeli ve nede toplumu dejenere edebilecek yaklaşımlara kucak açmalı…


Yorum Ekleyin :

İçeriklere yorum ekleyebilmek için lütfen kullanıcı girişi yapın.