Electrolux
Food in Life - Yiyecek, İçecek, Mekan ve Gastronomi Kültürü Portalı
SAĞLIK İKSİRİ ŞARAP
Şarap Yazarı Müjgan YILDIRIM - 09.02.2009
 
MÖ 1. yüzyılın sonunda Roma İmparatoru Augustus’ un 100 yaşına ulaşan Pollio Romilius’a nasıl bu denli dinç kalabildiğini sorduğunda, aldığı yanıt şöyledir: “İçsel olarak ballı şarap, dışsal olarak da zeytinyağı...” Şarabın yararı geçmişten günümüze tartışılan, gündemden eksik olmayan bir konu. Geçmişte şarabın yararı ve sağlığı üzerine yığınla örnek ve yazılara rastlamak mümkün. Örneğin Bizans döneminde neredeyse kutsal sayılan şarapla ilgili ilginç bir anı: “Yortu gününde çeşmenin deposu on bin çömlek şarap ve bin çömlek çiçek balıyla doldurulur, sonra hepsine bir deve yükü nardin, karanfil ve tarçınla baharat katılarak hepsi baharatlanır. Deponun üzeri kimsenin göremeyeceği biçimde örtülür. İmparator saraydan çıkıp kiliseye girdiği sırada, yontuları ve onların ağızlarıyla kulaklarından akan baharatlı şarabı görür; şarap, doluncaya dek alttaki yalakta toplanır. İmparatorun alayında yer alan herkes, şenliğe doğru yürürken bu şaraptan dolu dolu bir kupa alınır.” Kısaca kentte bol miktarda şarap var. Ancak dönemin bazı yazarları, ahali “bol buldum” diyerek ölçüyü kaçırmasın diye uyarılarda da bulunuyorlar. Makul ölçülerde içilirse, genç yaşlı herkese yararlı olduğunu belirten bir yazar, ancak çok içildiği takdirde vücuda zararlı olduğunu, önemli sağlık sorunlarına neden olabileceğini yazıyor. (Bizans’ın Damak Tadı)
Bizanslılar başlarda Klasik Çağ’ın Yunanları ve Romalıları gibi su katarak içiyorlar, kolay kolay sarhoş etmemesi açısından. Ama Roma’da bu alışkanlık pek kabul görmü¬yor ve vazgeçiliyor şaraba su katmaktan. Ayrıca şarabı bazı muhtelif baharatlarla terbiye ederek hazırlıyorlar. Döneme ait bir yemek kitabında baharatlı on iki şarabın formülü var. Örneğin menekşeli şarabın hazırlanışı şöyle: 240 demet menekşe 10 gün boyunca şaraba yatırılıyor, sonra süzülüp ayrılıyor. 3,5 litre bal kaynatılıp, şarapla harmanlanıyor ve dikkatlice mühürlenip bir kenara konuluyor. Papatyalı şarabın hazırlanışı ise şöyle: Bu kez yaban papatyası tohumları şarapta bekletiliyor. Bu konuyla ilgili 12 değişik tarif var. İçine katılan baharatlar değişse de bal değişmiyor, hepsinde bal tatlandırıcı bir unsur olarak kullanılıyor.
Bizanslılar için şarap görüldüğü üzere sadece bir içecek değil. Doktorlar hangi tür şarabın vücudu nasıl etkileyeceği konusunda düşünmüşler. Örneğin yoğun, genç şarapların sindiriminin zor, yemekten önce tatlı şarapların içilmesinin sindirimi kolaylaştıracağı, sarı renkli şarapların ise ısıtıcı olduğunu düşünmüşler. Bir beslenme takviminde ise mart ayında baharatlı şaraplar, nisan ayında kokulu, anason katılmış ve beyaz şaraplar, eylülde ise beyaz, zeytinyağı renkli güllü şaraplar tavsiye ediliyor. (Bkz. “Tarihin İçinden”.)

Örneğin “mürr” Romalılar’ın zamanında şaraplarında kullandıkları bir bitki türü. Mürr, dile batar, yakıcı, biraz da acıdır. Baharatlı şaraplar sadece Akdeniz uygarlıklarında değil, gezginlerin yazdıklarına göre Kızılderililer, Kuzey Amerika’da yetişen safran ağacı kökünden tarçın kadar güzel kokan bir tür şarap yapıyor. Hatta şaraba afyon katıldığı da belirtiliyor ama bu keyif için değil zehirlenmeye önlem olarak hazırlanmış bir ilaç.
Günümüzde de örneğin Dr. Saib Giray’ın Şifalı Otlarla Halk İlaçları kitabından şarabın halk ilaçlarının bir parçası olduğunu görüyoruz. Konunun uzmanları iştahsızlığa karşı, “600 gram kantaron çiçeğini, 1 litre beyaz şarabın için¬de birkaç gün beklettikten sonra yemeklerden yarım saat önce bir ufak bardak içilmesini öneriyor. Şarapta kaynatılan yulafın ağrıyan yere sürülmesi bir diğer tavsiye. 100 gr. andiz otunu sekiz gün şarapta bekletilerek elde edilen şurup öksürüğe iyi geliyor. Sinir ve yüz ağrıları içinse 10 gr. yaban karanfili beyaz şarapta haşlayıp içmek gerekiyor.”
Şarap festivallerde ve dini törenlerde içildiği gibi, tarihte birçok toplumda ilaç ve antiseptik olarak da kullanılmıştır. Ortaçağlarda ise Avrupa’da şarap ve bira lüks tüketim değil, bir gereksinimdi. Şehirlerin su sistemlerinin genellikle pis ve hastalık kaynağı olmasından dolayı şarap antiseptik ve ilaç olarak kullanılıyordu. Suyu tek başına içe¬bilmek için, içine şarap ekleyip mikroplarından mümkün olduğu kadar arındırılması gerekiyordu.
Şarap, yoksulları zenginleştirmekle kalmazdı. Hayat ve¬ren, bütün hastalıkları iyileştiren bir kadehi vardı Dionü¬sos’un. O kadehin içindeki içkiyi içen cesaretlenir, korku diye bir şey tanımaz olurdu. Bütün bunlardan ötürü insanlar, Şarap Tanrısı’nı öteki tanrılardan daha çok düşünür, daha çok severdi. Tanrıların yardımıyla tanrılaşırlardı. Ama ona tapanlar arasında, hiç şarap içmeyenler de vardı. Dionüsos, yalnız içki yoluyla değil, esin yoluyla kurtulmayı, özgürleşmeyi kabul etmişti çünkü. Bu davranışı, onu sonraki yüzyıllarda, gelmiş geçmiş diğer tanrılardan en önemlisi kılmıştır. (Bkz. “Üzümün Teri Şarabın Öyküsü”)

Şarap, sağlık iksiriydi, dertlerin devası, güç verici, korkuları yenmekte kullanılan bir araçtı. Bir kadeh şarap “her derdin devasıydı” ya da öyle nitelendirilmişti. Oysa 1951 yılında Paris’te intihar eden İran edebiyatının önde gelen yazarlarından Sadık Hidayet, Kör Baykuş adlı romanında “sahte uyku” diye tanımlıyor: “Kimseye anlatılamaz bu dert¬ler, çünkü herkes bunlara nadir ve acayip şeyler gözüyle bakarlar. Biri çıkar da bunları söyler ya da yazarsa, insanlar, yürürlükteki inançlara ve kendi akıllarına göre hem saygılı hem alaycı bir gülüşle dinler bunları. Çünkü henüz çaresi de, devası da yok bu dertlerin. Tek ilaç şarap yardımıyla unutmaktır; afyonun ve uyuşturucu maddelerin sağladığı sahte uykudur. Ama ne yazık ki bu tür devaların da etkileri geçicidir, acıyı kesecekleri yerde çok geçmeden daha da şiddetlendirirler.”

Şarap sonsuz hayat kaynağıdır, iç;
Gençlik sevincinin pınarıdır, iç;
Gamı yakar eritir ateş gibi,
Sağlık sularından şifalıdır, iç.

Ömer Hayyam

Kaynakça:

Cengiz Sinanoğlu, “Üzümün Teri Şarabın Öyküsü”, Karaf Magazin, sayı: 13-14.
Ahmet Eken, “Tarihin İçinden”, Karaf Magazin, sayı 18-19.
Andrew Dalby, Bizans’ın Damak Tadı, Kitap Yayınevi, 2004

Dipnot: Bu yazı, yazarın henüz yayınlanmamış “Ruhunu Arayan Mey” adlı kitabından alınmıştır.
 
+ Yorum Ekleyin :
İçeriklere yorum ekleyebilmek için lütfen kullanıcı girişi yapın.
Kullanıcı Adı :
Şifre :
 
Diğer Makaleler :
Nedim Atilla - 14.05.2012
Zuhal Özdemir - 13.05.2012
Nevin HALICI - 12.05.2012
Gökmen Sözen

 
  Dergiler Haber Portalları Web Video Etkinlik
Ana Sayfa  .   Haber  .   Yazarlar  .   Röportaj  .   Dosya  .   Organizasyon  .   Dergi  .   Künye  .   TV  .   Kitap
Tasarım ve Kodlama : BzLabs Interaktif <info@bzlabs.com>
©2007 - 2012 Gökmen Sözen Görsel Çözüm Hizmetleri <info@foodinlife.com.tr> . Her hakkı saklıdır, izinsiz kullanılamaz.