Gastronomi ve Turizm
TUSİD Başkanı Semih Orcan - 15.07.2008
Gastronomi, turizmin hep bir ögesi olageldi. Ancak insanların turistik destinasyonları seçerken onların kararlarında nasıl bir motivasyon unsuru olduğunu gösteren araştırmaları en azından ben görmüş değilim. Oysa turizm ve gastronominin birlikteliğinden bu kadar sözedince bunun bir üniversitede doktora tezi olmasa bile en azından turizmciler için çoktan bir pazar araştırma konusu yapılması gerekirdi.
Her yıl Parisi ziyaret eden 40 milyon turistin kaçının Eiffel Kulesi kadar Fransız mutfağından da ilham alarak bu şehre geldiğini bilmek tüm turizm ve gastronomi profesyonelleri ve yatırımcıları için çok öğretici olabilirdi.
* * *
Uluslararası turizm piyasası hızla değişiyor. Satınalma gücünün ve çalışanların tatil imkanlarının artması 1990lardan sonra turizm pazarının ve seyahat edenlerin taleplerinin de değişmesine neden oldu. Kültür, tarihi miras ve sanat, turist destinasyonlarının cazibesine önemli katkılarda bulunuyor. Bir ülkenin gastronomi ürünleri de onun en önemli kültürel ifadelerinden biridir. Bu nedenle gastonominin ulusal ve uluslararası turizm hareketlerinde önemli bir itici güç olduğunu söyleyebiliriz. Bu turizm segmentinin en azından çok önemli bir niş oluşturduğunu rahatlıkla belirtebiliriz.
İtalyada Toskana bölgesi, ABD-Kaliforniyada Napa Vadisi, Güney Afrika, Avustralya ve Şili, Fransanın Champagne ve Burgundy bölgelerinin uzun yıllardır gastronomi ya da enogastronominin destinasyonları olduğunu biliyoruz. Örneğin nüfusu yalnızca 150 bin olan ve 200den fazla şarap imalathanesinin bulunduğu Napa Vadisi Disneylanddan sonra Amerikanın batı kıyısında en çok turist çeken ikinci noktası olarak öne çıkıyor. Gerçektende turistlerin bu bölgeyi ziyartelerinin tek nedeni şarap ve ona eşlik eden yemektir.
Milyonlarca Kuzey Avrupalı turist Chianti şarabını,Truf mantarını, Floransa usulü et yemeklerini ve Luccanın zeytinyağını tatmak için İtalyanın Toscana bölgesini ziyaret ediyor. Avustrarlyada 35,000 bağ ve şaraphane bulunuyor. Sadece Güney Avustralyada küçük bir bölge her yıl 7,5 milyon turisti şarabı ve yemekleri ile misafir ediyor.
Bir süredir yerel destinasyonlarımızın da tarihi miraslarının yanı sıra lokal gastronomik değerleri ile de öne çıktığını gözlemliyoruz. Mardin, Gaziantep ve Hatayın yeme-içme dünyaları bir turizm ürünü olarak birçok gezi meraklısının ilgisini çekiyor.
Baştada belirttiğim gibi dünya turizm pazarında yiyecek-içeceğin tek motif olarak ne derece rol oynadığını bilmek zordur ama bu unsurun turizmde önemli bir farklılık yarattığını görmemek mümkün değildir. Turizmini büyük ölçüde Akdenizin kumuna, güneşine ve denizine dayandıran Türkiye için rakibi olan diğer 6-7 Akdeniz ülkesinden farklılığını ortaya koyabileceği önemli bir unsur mutfağıdır. Bu konuda neredeyiz ve neler yapmalıyız sorusu başka bir yazının konusu.