Beyaz Fırın yeniliğin adresi olmaya devam ediyor
foodinlife.com.tr - haber / Eklenme Tarihi: 25.06.2019 09:52:28

Beyaz Fırın yeniliğin adresi olmaya devam ediyor

Beyaz Fırın’ın hikayesi, Makedonyalı fırıncı Stoyanof Ailesi’nin İstanbul’a gelişiyle başlıyor. Bugün beşinci kuşak temsilcisi Nathalie Stoyanof Suda ise markayı ilk günden bu yana ilkelerinden ödün vermeden yenileyen bir isim.

Beyaz Fırın’ın temelleri 1836 yılında Balat’ta atılıyor. Marka patisserie lezzetlerinin yanı sıra bir yeniliğe gidiyor ve brasserie lezzetleri ile de sektöre yenilik getirmeye devam ediyor. Nathalie Stoyanof Suda, “Her menüde daha iyi ne yapabiliriz onun üzerinde düşünüyoruz” diyor ve menü hazırlık sürecinde amaçlarının doğru fiyata doğru ürüne ulaşmak olduğunu dile getiriyor. 

Le Cordon Bleu Paris’te pastacılık eğitimi alan Nathalie Stoyanof Suda sonrasında Türkiye’ye dönüyor. 2000 yılında Beyaz Fırın’da yeniden çalışmaya başlayan başarılı isim şu anda 8 mağaza ve 451 kişi ile hizmet veriyor. 

“Sekiz mağazamızın beşi brasserie konseptinde” 

Beyaz Fırın ayda yaklaşık 300 bin misafir ağırlıyor. Marka dolayısıyla verdiği hizmet kalitesi ile misafirlerinin sesi olmayı hedefliyor. Ürün tedarikini büyük bir titizlikle yaptıklarını belirten Nathalie Stoyanof Suda, her ürünü yerinden almaya özen gösterdiklerini belirterek, “Zeytinlerimiz Ayvalık’tan geliyor. Narköy’den ise taze fasulye, sakız kabak, patlıcan, kuru soğan, fesleğen, kekik, pazı ve sivri biber alıyoruz. Öte yandan yılda iki kere menü değişikliğine gidiyoruz. Sekiz mağazamızın beşi ise brasserie konseptinde.” 

Beyaz Fırın’dan ’ruhunu besle bedenini besle’ mottosu 

Beyaz Fırın, ‘’ruhunu besle bedenini besle’’ mottosu ile yoluna devam ediyor. Yenilikçi ama aynı zamanda geleneksel bakış açısıyla her şeyin üzerine lezzeti koyuyor. Yemeklerin sadece görüntüden ibaret değil gerçek anlamda lezzetli olması gerektiğini vurgulayan Suda, standardı nasıl yakaladıklarına değiniyor ve ’’Bu noktada ekip olmak çok önemli’’ diyor. 

“Hammadde ve porsiyon konusunda hiçbir zaman taviz vermedik” 

Başarılı girişimcinin hobisi adeta işi haline geliyor. Küçük yaşlardan bu yana yemek yapmayı seven Nathalie Stoyanof Suda, menü hazırlıklarıyla yakından ilgileniyor. Başarılı girişimci tezgahlarında bulunan ıspanaklı tepsi böreğinin sarı buğday unu ile yapıldığını belirterek “Sarı buğdayın bir özelliği var, tadı daha zengin, hakikaten onu hissediyorsunuz. Bu kış buğday çeşitliliği ile ilgili bir çalışma yapacağız. Siyezin yıllardır peşindeydik şimdi ise kara kılçık ile uğraşıyoruz. Granola ile avokadoyu birleştirdiğimiz bir tabağımız var. Mercimek filizini ve lor peynirini kendimiz yapıyoruz. Öte yandan hammadde ve porsiyon miktarları konusunda hiçbir zaman taviz vermedik” açıklamalarında bulunuyor. 

 

“Kötü bir hammadde ile iyi bir ürün yapma şansınız yok” 

Beyaz Fırın için bir önemli konu da hammadde. Suda , “Kötü bir hammadde ile iyi bir ürün yapma şansınız yok” diyor ve şöyle devam ediyor: “Tahinli limonlu profiterol yaptık fakat tahin sıradan bir tahin değil. Konya’da bir üreticinin odun ateşinde yaptığı bir tahin. Nohut unuyla poğaça yaptık ve şu anda çok satanlar arasında. Bir de siyez unlu poğaça var mesela. O da çok tercih ediliyor. Diğer yandan menümüzde mevsimselliği de takip etmeye çalışıyoruz.” 

 

Yorum Ekleyin :

İçeriklere yorum ekleyebilmek için lütfen kullanıcı girişi yapın.