Catering sektörünün dünü, bugünü ve yarını Bizbize Sohbetleri’nde konuşuldu
foodinlife.com.tr - haber / Eklenme Tarihi: 21.11.2018 14:15:07

Catering sektörünün dünü, bugünü ve yarını Bizbize Sohbetleri’nde konuşuldu

Yüksek sayıda işçi istihdam eden sanayi kuruluşları ve modern işletmelerin hızlı bir büyüme kaydetmesi catering sektörünün doğmasında önemli bir rol oynuyor. Sağlık, eğitim gibi sektörler başta olmak üzere fabrika, plaza gibi büyük kurumlar tarafından tercih edilen catering sektörü dünyada olduğu gibi Türkiye’de de önemli bir büyüme kaydediyor. Catering sektörünün gelişimini, ihtiyaçlarını ve beklenen trendleri Öztiryakiler Yönetim Kurulu Murahhas Üyesi Tahsin Öztiryaki, Ekol Food Yönetim Kurulu Başkanı Önder Bilen ve ISS Catering Şefi İsmail Ay ile Bizbize Sohbetleri’nde değerlendirdik.

Öztiryakiler Murahhas Üyesi Tahsin Öztiryaki:
“Birçok farklı sektör erbabı bugün otel zinciri sahibi oldu”
 
Endüstriyel mutfak alanında Türkiye’nin önde gelen markası Öztiryakiler, yenilikçi yaklaşımıyla fark yaratıyor. Türkiye turizminin gelişiminde çalışmalarıyla otel sektörüne hizmet veren Öztiryakiler bugün Türkiye’nin önde gelen markalarıyla iş birliği yapıyor. Öztiryakiler Murahhas Üyesi Tahsin Öztiryaki, Türkiye’de otelciliğin gelişiminde Turgut Özal’ı işaret ediyor: “Türkiye’de otelciliğin tarihçesinde Turgut Özal önemli bir mihenk taşı. Yatırımlarla 1980’li yıllara geldiğimizde turizme verilen destek, arsaların devlet tarafından kiralanması, gümrük vergilerin alınmaması gibi çok önemli kararlarla Türkiye’de başka sektörde yer alan insanları otelciliğe yönlendirdi.”
 
“Türkiye’nin otelciliği gastronomisiyle beraber yol aldı”
Tahsin Öztiryaki 1980’li yıllarda Türkiye’nin kendi başına otel markaları yaratır hale geldiğini ifade ederek, “Bu hamlelerden sonra turizm ve otelcilik ciddi oranda büyüdü. Türkiye’nin yemek çeşitliliği de ortaya çıktı. Alman turistlerin Türkiye’deki yemeklere ilgisi arttı. Aynı dönemde Almanya’da dönercilik de gelişim gösterdi. Birçok farklı sektör erbabı bugün otel zinciri sahibi oldu. Türkiye’de şefleriyle, aşçılarıyla, mutfak ekipmanları üreten firmalarıyla birlikte turizm sektörüne hizmet veren bir ekip oluştu. Türkiye’nin otelciliği gastronomisiyle beraber yol aldı” diyor.
 
“Türk markalarına rakip olarak gelen bir sürü yabancı marka var”
Türkiye’nin yakın geçmişine bakıldığında otelcilik alanındaki gelişimin turizmin gelişimini de beraberinde getirdiği görülüyor. Belek’te yapılan ilk 8 otelin 6 tanesinin mutfağını da o dönem Öztiryakiler yapıyor. Ve bugün en iyiler arasında yerini alıyor. Öztiryaki, “Bugün geldiğimiz noktada hem otelcilik hem de otellere hizmet eden sektörler çok gelişti” diyor ve sözlerine şöyle devam ediyor: “Şehir otelciliği turizmde kendini hissettirdi. Bugün İstanbul’a baktığımızda Türk markalarına rakip olarak gelen bir sürü yabancı marka görüyoruz. İstanbul’da bir tane Hilton varken; şimdi sayısını dahi bilmiyorum. Dolayısıyla Türkiye Türk turizmciler tarafından otelcilik konusunda çok yol aldı.”
 
“Türkiye şuan dünyada en hızlı otel yapabilecek kapasiteye sahip”
Tahsin Öztiryaki, Türkiye’nin şuan dünyada en hızlı otel yapabilecek ve otel grubuna hizmet edecek yatırımcılar birliğine sahip olduğunu söylüyor. Otelciliğe dair her sektörün buna hazır olduğunu belirterek, “Benim her zaman arzum; Türkiye’deki markalardan bir tanesinin dünyada da yol aldığını görmek. Örneğin Las Vegas’ta bir Türk otelinin olmasını çok istiyorum. Las Vegas’ta şehirlerin simgelerinden doğmuş otel tipleri var. Ben bunu turizmle ilgili olan herkese öneriyorum. Biz de Türkiye’yi, İstanbul’u anlatan bir otel yapmalıyız” ifadelerini kullanıyor.
 
“Biz dünyanın her yerinde Hilton’a mal satabilir pozisyondayız”
Otellerin kabul edilebilme şartları ve standartları olduğuna vurgu yapan Tahsin Öztiryaki, “Bu standartları geçmek için zamana ve kabule ihtiyaç var. Biz dünyanın her yerinde Hilton’a mal satabilir pozisyondayız. Hindistan’da, Kanada’da, İspanya’da, Portekiz’de ve Çin’de birçok yerde önemli markaların mutfaklarını yapabiliyoruz. Türkiye’de dünyanın bütün yerlerine mal satacak kapasitedeyiz. Standartlar bize çok şey öğretti. Biz de kendi standartlarımızı yarattık. Türkiye’de bu sektördeki firmalar dünya standartlarına uymak için çaba sarf etti. Bunlardan bir tanesi biziz” diyor.
 
 


Ekol Food Yönetim Kurulu Başkanı Önder Bilen: “Son yıllarda hızla büyüyen yemek sektörü, catering’i de geliştirdi”
Ekol Food’un hikayesi, 2003 yılında 25 metrekarelik bir ofiste porçini mantarı satışı ile başlıyor. Şeflerin ve sektörün ihtiyaçları doğrultusunda ürün ve pazar araştırması yapılan ürünler güvenilir ve kaliteli, orijinal tat ve görünüşüne uygun şekilde yapan markalardan temin ediliyor. Bu ürün yelpazesi içerisinde başlıca yerli ve ithal peynirler, Uzak Doğu ürünleri, donuk et, taze, donuk, kurutulmuş mantar ve yan ürünleri, kuru ve donuk makarna, sos grubu, patisserie ürünleri ve gıda dışı sunum ekipmanları yer alıyor. Ekol Food, catering sektörü için de portföyünde önemli ürünlere yer veriyor.
 
“Ürünlerimizle yüksek miktarlarda üretim yapan firmalara kolaylık sağlıyoruz
Ekol Food Yönetim Kurulu Başkanı Önder Bilen, catering sektörüne yönelik ürünlerini şöyle anlatıyor: “Tartolet, ekmek, limonata ve türevleri gibi kullanıma hazır ürünlerimizin yanı sıra tereyağı, krema, tahıl grubu, çeşni ve baharatlarımızla her türlü mutfağa hitap eden ürünlerimiz bulunuyor”.  Sürülebilir peynir gibi soğuk ve sıcak kullanıma uygun peynirleri, 20 litrelik soya sosları, patisserie’de kullanılabilecek dolgu malzemeleri, Heinz markasına ait bulk soslar ve konserve ürünleriyle catering gibi yüksek miktarlarda üretim yapan firmalara çeşitli kolaylıklar sunduklarını belirten Bilen, “Bununla birlikte daha butik ve özel hizmet veren catering firmalarına da yerli ve yabancı spesifik ürünlerimizle menülerini zenginleştirmeleri adına yardımcı oluyoruz” diyor.
 
“Son yıllarda hızla büyüyen yemek sektörü, catering dalının da gelişmesine yardımcı oldu”
Dünyada ve Türkiye’de insanların kaliteli ve lezzetli yemek arayışının farklı bir boyut kazanmasının firmaları harekete geçirdiğine değinen Bilen, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Günümüzde birçok alana hizmet veren yerli yabancı catering firmaları müşteri memnuniyeti kapsamında kullandıkları ürünlerden, oluşturdukları menülere kadar kaliteyi artırarak catering olgusunu bambaşka bir boyuta taşıdılar. Bu müşteriler kadar bizler içinde pozitif bir durum.”
 
“ISS Türkiye her zaman ihtiyaca yönelik çözümler sunuyor”
ISS’in dünyanın önde gelen şirketlerinden biri olarak, her bir müşterinin ihtiyaçlarına uygun çözümleri başarıyla sunduğunu söyleyen Bilen, “ISS Türkiye catering hizmetleri ülkemizdeki faaliyetlerini başarıyla sürdürürken özellikle sağlıklı, taze, hijyen, çeşitli damak tatlarına hitap eden, özel beslenme ihtiyaçlarını karşılayabilen yapısı ile yerli firmalara da örnek olmuş başarılı bir kurum” diyor. Catering, kısa zamanda hızla büyüyen sektörlerin başında geldiğine dikkat çeken Bilen, son olarak: “Ülkemizde 5 bine yakın kayıtlı toplu yemek üreticisi bulunmakta ve önümüzdeki günlerde yabancı sermayenin de bu alana girmesi ve sektördeki olumlu gelişmeler ile birlikte sektörün daha da büyümesi beklenen bir durum” ifadelerine yer veriyor.
 




İsmail Ay: “Türkiye’de catering sektörü son 4 yılda yüzde 100 büyüme kaydetti”
Dünyanın dört bir yanında uzun yıllar verdiği entegre tesis hizmetleriyle adından söz ettiren ISS, Türkiye’de verdiği catering hizmeti ile adından ayrıca söz ettiriyor. Sağlıklı, taze, çeşitli damak tatlarına hitap eden, özel beslenme ihtiyaçlarını karşılayabilen yemeklerle donatılmış bir servis tezgâhı, çalışanların memnuniyetinin yanı sıra yaptıkları işe ve bir parçası oldukları iş yerine bağlılıklarını da artırıyor. ISS Catering de bu noktada dahil olduğu süreci başarılı bir biçimde yönetiyor. ISS Catering Şefi İsmai Ay, ISS Catering’in bu denli tercih edilmesini şu sözlerle açıklıyor: “Kurumsal firmaların ISS Catering’i tercih etmelerinin başlıca nedenlerinden biri tek çatı altında pek çok alanda hizmet vermesi. ISS’in tüm dünyadaki en önemli avantajı entegre yönetim sistemi veriyor olması. Bu sistem firmalar açısında önemli bir maliyet avantajı da sağlıyor. ISS Catering’te okul, fabrika, hastane, cafe, plaza, mavi yaka ve beyaz yaka gibi segmentler bulunuyor. Bir de cafelerimiz bulunuyor. A la carte, sosyal tesis işletmeciliği, otel işletmeciliği gibi hizmetlerimiz de bulunuyor. Yüzde 90 yerli firmalarla çalışıyoruz, gıdada da yerli firmaları tercih ediyoruz.”
 
“Dünyanın pek çok mutfak kültürüne hakimiz”
Dünyanın her yerinde beslenme alışkanlıkları farklılık gösterdiğine değinen Ay, “Türkiye son 4 yıl içinde catering yüzde 100 büyüyor. Özel okulların ve son yıllarda sağlık sektöründe yapılan atılımların artması bu büyümeyi tetikleyen önemli unsurlardan. Sağlık sektörü, fabrikalar ve plazalar en önemli iş ortaklarımız... Plazalar başta olmak üzere tüm mutfaklardan lezzetler sunuyoruz. 16 yıldır hizmet sağladığımız Tekfen Tower’ı  örnek vermek gerekirse dünya mutfağı sunuyoruz, yaklaşık 80 çeşit yemek hazırlıyoruz. Burada 1 ay içerisinde aynı yemeği ikinci defa vermiyoruz dolayısıyla 6 ayda bir menüyü revize etmek zorundayız.  Çünkü insanlar tüm gün çalışıyorlar ve yemekte işten bir nebze olsun uzaklaşıyor, stres atıyorlar… Biz de bu noktada en iyi hizmeti vermek için elimizden geleni yapıyoruz.” 
 
“Her firmaya farklı konseptlerde farklı menülerle hizmet veriyoruz”
Hijyen ve gıda güvenliği konusunda katı kurallar çerçevesinde çalışmalar yürüttüklerini belirten Ay, bu süreci ise şu sözlerle anlatıyor: “ISS Catering gıda güvenliği temel prensibini her şeyden önce tutarak çalışmalarını yapmaktadır. Bu anlamda sektöre yön veren eğitim, denetim, modellerimiz mevcuttur. Hizmetimiz kalite departmanı tarafından proses olarak ele alınır ve birçok inovatif ekipman ve çalışmalar ile son ürüne katkısı gerçekleştir.
Hammadde kabulü bizim için zincirin başlangıç halkasıdır. Mutfaklarımıza gelecek ürünler ilk önce laboratuvarımızda analiz edilip denetime tabi tutulur. Ayrıca Kalite departmanımız tarafından her ay habersiz akredite denetlemeler yapılıyor.” Gıda güvenliği nedeniyle salata malzemesi ve meyve dışında taze ürün kullanmalarının yasak olduğunu belirten şef, “Donuk ürün kullanmak zorundayız. Fakat donuk üründe standardı yakalamak sıkıntı. Bakliyat ve baharatlarda da aynı sıkıntı yaşanabiliyor. Bu sıkıntılar da aşırı tüketimden kaynaklanıyor elbette ama bir çözüm bulunmalı” diyor. 
 
“Taleplere zincir sektörlerle ortak fikirler üretmeliyiz”
Şefin trendlere yönelik değerlendirmesi ise şöyle oluyor: “Günümüzde çalışanlar yoğun iş temposu, trafik gibi nedenlerden dolayı evde yemek yapma imkânı bulamıyor, kaliteli lezzetli yemekleri güvenilir bir şekilde evde de aileleri ile birlikte tüketmek istiyorlar. Tam da bu noktada sektörün bu ihtiyacı ön görerek çalışanlara evde de tüketim sağlayacakları güvenilirlikte ürünleri sunmaları önem arz etmektedir. Bu sistemde şöyle işlemeli; ben bugünün yemeğini dünden üretip, paketleyip, vakumlayıp, yemeğin lezzeti ve kalitesini bozmadan servis etmeliyim. Bu noktada zincir sektörler olarak ortak fikirler üretilmeli.” 
 
  
 



Yorum Ekleyin :

İçeriklere yorum ekleyebilmek için lütfen kullanıcı girişi yapın.