Biz Bize Gastronomi Sohbetleri’nde ’steakhouse’ kavramı üzerine konuşuldu
foodinlife.com.tr - haber / Eklenme Tarihi: 17.04.2018 13:48:47

Biz Bize Gastronomi Sohbetleri’nde ’steakhouse’ kavramı üzerine konuşuldu

Öztiryakiler ve Ekol Food ev sahipliğinde gerçekleşen Biz Bize Gastronomi Sohbetleri’nde, bu sayımızın konuğu Günaydın Et’in kurucu ortağı Cüneyt Asan oldu. Günaydın Steakhouse’da gerçekleşen sohbette Öztiryakiler Yönetim Kurulu Murahhas Üyesi Tahsin Öztiryaki ve Ekol Food Yönetim Kurulu Başkanı Önder Bilen, et sektörü hakkında değerlendirmelerde bulundu. Konuklarımızın, Türkiye ve dünyadaki et sektörüne dair önemli bilgi paylaşmalarının yanı sıra son zamanda dünyada büyük sükse yapan ‘steakhouse’lar hakkında yaptıkları değerli yorumları sayfalarımızda okuyabilirsiniz.

Günaydın Steakhouse Kurucu Ortağı Cüneyt Asan: “İnsanların et yeme alışkanlıklarını biz değiştirdik”

Ürün ve servis kalitesini her zaman en yüksek standartta tutan Günaydın Et, her yıl kasap & steakhouse ve kebap restoranlarında göstermiş olduğu özen doğrultusunda Türkiye ve dünyada önemli bir isme sahip. Günaydın, birçok başarılı markaya ev sahipliği yapan d.ream grubunun bünyesinde yer alıyor. Özellikle Orta Doğu’da büyük bir sükse yapan Günaydın’ın kurucu ortağı uzun yıllardır bu mesleğin içinde olan Cüneyt Asan. Şu anda 59 yaşında olan Asan, 10 yaşında çırak olarak işe girdiği günden bu yana 49 yılını mesleğine adıyor. “Arkama baktığım zaman hedeflerimin hepsini tutturdum. Artık hedeflerimin ötesine geçmiş bir yolda olduğumu görüyorum. En önemlisi de manavıyla, etiyle, bulguruyla ve pirinciyle detaylandırdığım zaman markam ile bu kadar insana istihdam yaratıyor olmam. En çok gurur duyduğum şey bu” ifadelerini paylaşan başarılı isim, Günaydın olarak ülkeye kaliteyi ve standardı getirerek; yeme-içmeye yeni bir soluk kazandırdıklarının altını çiziyor.

“Biz süt ırkı hayvan besliyoruz, et ırkı değil”Herkese hitap eden ürünlerinin olduğunu belirten Asan, “Biz kasap kökenli olduğumuz için 3 kuşak İstanbulluya tezgâhın arkasında et sattım. Bu çok önemli aslında çünkü bizim müşteri portföyümüzü de o insanlar oluşturdular. İstanbul ya da ülke geliştikçe o üç kuşak kendi arasında gelişmiş ve değişmişti. Böylelikle biz de işimizde geliştik, değiştik ve her sınıfa hitap eder hale geldik” diyor. İnsanların ete olan bakış açısının değiştiğini, eti tanıdıklarını ve bilinçli tükettiklerini ifade ederek et yeme alışkanlıklarının farklılaştığını vurguluyor. “Pişirme konusunda biz dünyanın her yerinde daha iyiyiz. Bizim ülkemizin etle ilgili bir sorunu var, onu bir türlü çözemiyoruz” diyen Asan, bu sorunun aslında ne olduğunu şu sözlerle detaylandırıyor: “Herhangi bir hayvandan o eti alamıyorsunuz. Hayvanların da ırkı var. Simental doğmuş bir hayvanı montofon ya da angus yapamazsınız. Tanrı hayvanları yaratırken et ırkı ve süt ırkı diye yaratmış. Biz süt ırkı hayvan besliyoruz, et ırkı değil. Et konusundaki asıl sorunumuz bu.” 

“Artık dünyada ‘Türk steakhouse’ diye bir kavram var”Cüneyt Asan, Türkiye’deki et sorununun çözümünün et üretmek ve bunu çoğaltmak olduğunu söylüyor. Tarım ve hayvancılık yok edilirse insanların yaşayamayacağını vurgulayan başarılı isim, “Bütün dünya devletleri bunun bilincinde ve farkındalar. Dolayısıyla bu devletin görevidir” diyor. Et konusunda rol modeller sayesinde ülkenin çok iyi bir noktaya geldiğinin altını çizerek ülkedeki et sıkıntısına rağmen Orta Doğu’nun tamamında olduklarını söylüyor. Asan, “İmkânsızlıkları görüp imkânı olan insanlar ile rekabet edebileceğimiz konusunda yıllarca emek verdik. Şu anda dünyada ‘Türk steakhouse’ diye bir kavram var. Bilgi ve girişim konusunda onlardan iyiyiz. Tabii şöyle bir şey de var. Mutlaka mutfaklarda Türk şefler olmalı ve Türkiye’nin olmazsa olmaz ürünleri Türkiye’den tedarik edilmeli. Bir ülkeyi temsil edebilmenin en önemli noktası bu” açıklamalarıyla sözlerine son veriyor.

Öztiryakiler Yönetim Kurulu Murahhas Üyesi Tahsin Öztiryaki: “Müşterilerin bilgisi ve becerisi üreticileri harekete geçiriyor”

Türkiye ve dünyada birçok noktada hizmet veren Öztiryakiler, ürünlerindeki kalite standartlarını yıllardır korumayı başarıyor. Firma, aynı zamanda yenilikleriyle de kendisini geliştirmeye devam ediyor. Birçok önemli marka Öztiryakiler’in inovatif ürünlerine emanet. “Globalleşme yolunda izlenilen yolda aynı geminin yolcusuyuz” diyen Tahsin Öztiryaki, “Cüneyt Bey gibi başarılı isimler bu geminin yemek işiyle ilgilenirken; biz de o geminin makine dairesiyle ilgileniyoruz. Markalaşmak dünyada sadece bir ülkenin ya da markanın yola çıkmasıyla olmaz çünkü bir marka bütün bir ülkenin markası. Dolayısıyla onunla birlikte yürümek lazım ki globalleşelim” sözleriyle başarılı olabilmenin en önemli etkeninin destek olduğunu belirtiyor. Endüstriyel mutfak sektörü olarak bütün global zincirlere hizmet verdikleri gibi Türkiye’nin globalleşen firmalarına da hizmet götürmeye çalışan Öztiryakiler, şu anda dünyanın 114 ülkesine ihracat yapıyor. 

“Artık insanlar kebap kadar steak de yemeyi tercih ediyor”Dünyanın birçok yerinde hizmet verdiklerini belirten Öztiryaki, “Tabii bu başarı ülkemizdeki restoranlara hizmet vererek elde ettiğimiz özgüvenle oluştu. Dünyada et pişirenler cihaza koyup döndürüp bitiriyorlar. Burada gerçekten ete bakış açısı farklı. Türkiye’de bu iş el emeği ile yapılıyor. Zamanında biz de birçok şeyi bilmiyorduk. Örnek vereyim döküm ızgara. Bir tane ithal edildi, görüldü. Ardından biz onu geliştirdik ve yeni ürünler yaptık. Şu anda Günaydın’da yer alan bütün ızgaralar bizim. Türkiye’de et dinlendirme dolapları Cüneyt Bey’in isteği ile ortaya çıktı. Müşterilerin bilgisi ve becerisi üreticileri harekete geçiriyor. Günaydın’dan önce Türkiye’de steakhouse yoktu. Zincir steakhouse’un Türkiye’ye gelmesiyle insanların yeme-içme alışkanlıkları değişti. Artık insanlar kebap kadar steak de yemeyi tercih ediyor” ifadeleriyle önemli açıklamalar yapıyor. 

“Türkiye’de üretilen ve standartları olan ürünlere güvenmemiz gerekiyor”Günaydın’ın tecrübesi ve standardıyla yurt dışında restoran zinciri olarak Türkiye’yi temsil ettiğini ifade eden Öztiryaki, “Markaların kebapçı ve dönerci açması halinde bu iş dünyaya iyice yayılacak. Bizim dönerimiz bir burger zincirinden geride olan bir şey değil. Standartları, gücü, tadı ve gösterişi yerinde olan ürünler. Ben şuna inanıyorum; Türkiye artık bu yola çıkmıştır. Globalleşmiş restoran zincirlerini mutlaka yapacaktır. Markaları bir araya getirmek; ülkemizi bir araya getirmektir. Dolayısıyla bu iş birliğine devletin de halkın da herkesin bir şekilde destek olması gerekiyor. Birbirimize güvenmeliyiz. Türkiye’deki şeflerin, yatırımcıların ve kullanıcıların da Türk malına güvenmesi gerekiyor. Türkiye’de üretilen ve standartları olan ürünlere inanmalıyız. Firma olarak oturuyorum ama sektör adına konuşuyorum. Bu işi takip ederek birbirimizi geliştirmemiz gerekiyor” diyerek oldukça önemli konuların altını çiziyor ve sözlerine son veriyor. 

Ekol Food Yönetim Kurulu Başkanı Önder Bilen: “Ekol Anatolia’yı Türkiye’de önemli bir marka haline getirmeye çalışıyoruz”


Bolu’da yetişen porçini mantarını satışa sunarak ticarete başlayan Ekol Food, bugün Türkiye’nin en büyük dağıtımcı firmalarından biri olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Yakın zamanda hayata geçen Ekol Anatolia ile yenilenmeye hız kesmeden devam ettiklerini ifade eden Ekol Food Yönetim Kurulu Başkanı Önder Bilen, ithalatçı kimliklerinin devam etmesiyle beraber Anadolu’da güzel lezzetleri, gastronomiyle ilgilenenleri buluşturmak üzere yola çıktıklarını belirtiyor. Bilen Ekol Food olarak, “Dünyaca bilinen şeflerin kullandığı ürünleri getiriyoruz ve görüyoruz ki hepsi standart, Türk ürünlerini de standart hale getirmeye çalışıyoruz. Bir standarda kavuşturup, sonrasında ticari olarak sunmamız gerektiğine inanıyoruz. İşin tarlasından son noktasına kadar çalışmak gerekiyor. Hazır bir hammaddeyi sadece pazarlamak değil onu doğru ekmek, katkı maddesiz ve doğal yetiştirmek üzerine çalışmak gerekiyor” diyor. 

“Hedefimiz gün yüzüne çıkmamış ürünleri daha da yaygınlaştırmak” Türkiye’deki şeflerin desteği ile beraber yürütülen Ekol Anatolia projesi; çiftçi, şef, paketlemeci ve makineci gibi her alandan insanın topyekün desteği ile gerçekleşiyor. Şu anda ortalama 30 ürünün belirlendiği ürün portföyünde kargı tulumu, akkuş fasulyesi, tokat yaprağı, Uşak tarhanası, bamya çiçeği gibi birçok yöresel ürün bulunuyor. Bilen, “Hedefimiz bu ürünleri daha da yaygınlaştırmak. Türkiye’nin her bir noktasına aynı standartta bizim garantimiz altında sunmayı planlıyoruz. İthal ürünlerimizi müşterilerimiz nasıl bize, markalarımıza güvenerek alıyor ise aynı şekilde yerli ürünlerimizin de aynı oranda pazarda yer alabilmesi için çalışıyoruz. Biraz meşakkatli olsa da biz bundan mutluluk duyuyor ve daha çok uğraşıyoruz” ifadelerine yer veriyor. Önder Bilen üretimine başladıkları ürünler hakkında ise şu bilgileri veriyor: “1928 yılında kurulan Gelibolu markası olan Alaeddin’in 3’üncü kuşağı ile iş birliği yapıyoruz. Yaklaşık 3-4 yıldır üretilmeyen sardalyalar bu iş birliği ile yeniden üretilmeye başladı ve nostaljik eski ambalajları ile raflardaki yerini aldı. Bir de Mersin’de kurduğumuz fabrikada Global markasıyla doğal limonata üretimine başladık. Bu süreçler bizi oldukça heyecanlandırıyor.” 

“Steakhouse kültürüyle burger de çeşitlendi” Birçok proje yaptıklarını belirten başarılı iş adamı, bunu global boyutta düşündüklerini ifade ediyor. Türkiye’de büyük bir kitleye tedarik desteği sağladıklarını vurgulayan Önder Bilen şu sözlere yer veriyor: “Müşterilerimizin talepleri bizi doğru tedariğe yönlendiriyor. Steakhouse kültürüyle burger de çeşitlendi. Böylelikle birçok tedarik kalemi ortaya çıktı. Cheddar peynirini 5-10 yıl önce hiçbir restoran talep etmezken şu anda aylık olarak yaklaşık 40 ton cheddar çıkışı oluyor. Tabii bir de tuzlar çeşitlendi. Yıllardır getirdiğimiz Maldon deniz tuzu Günaydın gibi önemli noktalarda kullanılması sebebi ile her geçen gün talep arttı. Artık bütün steakhouselar daha doğrusu işini iyi yapanlar talep etmeye başlayarak bizim de hacmimiz arttı. Baharat, sofra sunum ekipmanları gibi birçok ürün gelişti. Bizler gibi ithallatçı firmalar haricinde yerli üretimlerde artmaya başladı. Biz tedarikçi olarak işin görünmeyen tarafındayız. Soslar, tuzlar, peynirler, kuşkonmazlar vs. birçok şey deneniyor ve menüler sürekli değişiyor. Bize düşen görev, bu konuda globalleşen markaların yanında olup ürün tedariklerini doğru ve zamanında yapmak. " 



 

Yorum Ekleyin :

İçeriklere yorum ekleyebilmek için lütfen kullanıcı girişi yapın.