Dünya patisserie’sine Berlin’den yeni konsept: Coda Dessert Bar
foodinlife.com.tr - haber / Eklenme Tarihi: 19.01.2018 09:42:21

Dünya patisserie’sine Berlin’den yeni konsept: Coda Dessert Bar

CODA İtalyanca bir müzik teriminden geliyor. Şarkının son bölümü anlamında kullanılıyor. Tıpkı CODA’nın menüsündeki klasik bir tatlının son parçası gibi. Bu parçaların yaratıcısı olan René Frank ile CODA’yı Berlin’de ziyaret ederek keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

2016’nın Ağustos ayında ödüllü pasta şefi René Frank ve birçok mutfak başarısı hikâyesi ile tanınan Berlin’deki Ett la Benn stüdyosunun genel müdürü Oliver Bischoff tarafından açılan CODA Berlin’in ilk tatlı barı olma özelliğini taşıyor. Özel ve kaliteli bir gastronomi deneyimi sunmak isteyen CODA Dessert Bar pastane tekniklerine dayanan yepyeni bir mutfak. Sanayi ürünlerini tercih etmeyen ve her şeyin el yapımı olduğu CODA’nın Kurucu Şefi René Frank yiyecek içecek simbiyozu olarak ifade ettiği bütüncül bir deneyim yaşatmak istiyor. Modern pastane tekniklerini kullanarak beyaz un, laktoz, beyaz şeker ve yağ gibi maddelerden uzak duran Frank ile gerçekleştirdiğimiz keyifli söyleşiyi sizler için Patisserie by FoodinLife’ın renkli sayfalarına taşıyoruz.
 
“Vegan misafirlerimizi de düşünüyoruz”
Yarattıkları ürünlerle dünya çapındaki tüm kaliteli malzemeleri kullandıklarını ifade eden Frank, tercih ettikleri ham madde ve ürün tedarik süreçlerini şu ifadelerle aktarıyor: “Bizler yarattığımız ürünlerde hammadde olarak kaliteli olduğunu düşündüğümüz dünya çapındaki tüm malzemeleri kullanıyoruz. Mevsim meyveleri, sebzeleri, hatta domuz eti ve kemik iliği. Seçtiğimiz tüm ürünlerin en iyisi olması için görerek almayı tercih ediyoruz. Ürün tedarikinde ise bilinçli olarak yerel üreticiler ve küçük çiftçilerle çalışıyoruz. Kolaylık sağlayan endüstri ürünlerini tercih etmiyoruz ve ürünlerimizin yarısını vegan misafirlerimizi de düşünerek yapıyoruz. Bu ürünlerde kendi üretimimiz olan soya, fındık ve badem sütü kullanıyoruz ve endüstri şekeri kullanmaktan kaçınıyoruz.”
 
“Bar ve mutfak birbirinin parçası”
Menülerini oluştururken yarattıkları tabakları klasik temellere dayandırdıklarını ifade eden başarılı şef, CODA’ya özel olan ve altı kurstan oluşan lezzet aşamaları için şu ifadeleri kullanıyor: “Bizim için altı tariften oluşan tatlı tabağıyla ilgili yaşayacağınız deneyim çok önemli çünkü CODA’nın temelleri bu tabaklar üzerine kurulu. Yediğiniz zaman şeker şokuna girmeden doymuş olmanız gerekiyor. Bir ya da iki ayda bir tazeliyoruz bu menüleri ve sadece bir yemeği değiştiriyoruz. Barla mutfak bu değişimlerde sürekli iletişim halinde çalışıyor, ikisi birbirinin parçası ve ikisi de her zaman açık. Barmenlerimiz yemekleri içkilere paralel olarak servis ederek koordinasyon kuruyor.”
 
“Berlin’deki patisserie trendi şekeri azaltılmış vegan ürünleri”
Amacı bütüncül bir yiyecek içecek deneyimi yaşatmak olan CODA’nın son dönemlerde Avrupa ve dünyadaki trendleri etkileyebilecek bir bölgede açıldığını ifade eden Frank, “Berlin’deki patisserie trendleri şekeri azaltılmış vegan ürünleri olma yönünde ilerliyor. Neukölln’ün merkezinde misafirlerine uyumlu bir yiyecek içecek eşleştirme deneyimi sunan CODA, Barcelona ya da New York gibi şehirlerin trendlerini de etkiliyor. Burada yaratılan her tatlı kendisiyle uyumlu bir içecekle eşleşiyor” diyor. Ayrıca ginger beer, kefir ve kombucha gibi laktik asit içecekleri de dahil olmak üzere tüm içkilerinin el yapımı olduğunun altını çizen Frank, yapay olan her şeye karşı olduğunu aktararak sözlerini noktalıyor.
 
 
 
 

Yorum Ekleyin :

İçeriklere yorum ekleyebilmek için lütfen kullanıcı girişi yapın.