Electrolux
Öztiryakiler
Food in Life - Yiyecek, İçecek, Mekan ve Gastronomi Kültürü Portalı
 
Koza Gıda
Hisar
 
Lider Çikolata
Dolfin Gıda
 
Impeks
Tadco Food
 
Ekol Gıda
Bestfoods
 
Murat Çelikkanat, Nart Restoranının Hikayesini Anlatıyor...
Eklenme Tarihi : 25.08.2012 - 06:19:50
"Toplantılarda hep "Ne işim var benim burada?' derdim. 'Sağlıklı bir şekilde denize girebileceğim kaç yaz daha var önümde?' diye düşünürdüm. Yaptığım işleri hiç sevmedim. Böyle bakarsanız anlayabilirsiniz beni..."


Hayallerinin peşinden koşan bir abimiz”, “Restoran açmak için 100 bin lira maaş bırakılır mı? Hobi olarak açsaymış”, “Rahat batmış”, “Dünyalığını yaptıktan sonra herkes bırakır, ne var?”, “Restoran işinde çok para var, şimdi çok daha fazla kazanır”, “Çılgınlık değil, yatırım yapmıştır kesin”, “Zaten maaşla işi olmayacak bir sınıfa mensuptır, meslek lisesi mezunu olacak değil ya...” Bunlar, Abdi İbrahim ilaç şirketindeki aylık yaklaşık100 bin lira gelir getiren yöneticilik kariyerini bırakıp hayallerini gerçekleştirmek üzere bir restoran açan Murat  Çelikkanat hakkında Ekşisözlük’e bırakılan yorumlar.  Milliyet Gazetesinin haberine göre; Üç ay önce Ataşehir’de açtığı Nart restoranda buluşuyoruz Çelikkanat’la. Bir yandan halalarımın yaptığını aratmayan lezzetteki Çerkes mantısının tadına bakıyor, bir yandan da Çelikkanat’ın ünlü “Ferrarisini Satan Bilge” romanını anımsatan öyküsünü dinliyorum.


Nart’tan önce neler yapıyordunuz?

Ben iktisat mezunuyum. Aynı zamanda yeminli mali müşavirim. Bir süre Nike’ın tekstil ürünlerini üreten Meriç Bros Holding’te mali işler grup müdürlüğü yaptım. Sonra Hüsnü Güreli’nin denetim şirketinde denetim müdürlüğü yaptım. 2002’de ilaç sektörüne geçtim. Türkiye’ye aspirini getiren firma Dr. F. Frik İlaç Sanayi’de genel müdürlüğe yükseldim. Oradan da Abdi İbrahim’e geçtim. İki sene de burada genel müdürlük yaptım.

 Neden bıraktınız?

İlaç sektörü tahmin edebileceğinizden çok daha yoğun bir sektör. Altı günde 12 defa uçağa bindiğim oluyordu. Sabah bir otelde uyanıp hangi şehirde olduğumu hatırlamaya çalıştığımı bilirim. Çocuklarımın büyüdüğünü göremedim. Hiç yaptığım işleri severek yapmadım. Toplantılarda hep “Ne işim var benim burada?” derdim. Hayatta iki tutkum var; yemek ve müzik. Hep bir restoranım olmasını hayal etmiştim. Bir de davul çalıyorum. Akşam işten çıkınca Taksim’in ara sokaklarındaki rock kulüplerine genç çocukları dinlemeye gider, “Ya işten biri beni buralarda görse ne düşünür?” derdim. 50 yaşındayım. 60’tan sonra sağlık problemleri çıkıyor. “Sağlıklı bir şekilde denize girebileceğim kaç yaz daha var önümde?” diye düşündüm.

 Geride bıraktığınız maaşın 100 bin lira olduğuna dair bir haber okuduk...

İlaç sektöründe kotanızı tam tutturursanız, performansınız iyiyse böyle bir aylık gelir elde edersiniz. Ama o rakam brüt miktar. Üst düzey yöneticilerde paket konuşulur. Pakette yıllık şu kadar maaş, şu model araba, özel şoför, asistan vardır. Bir yıllık maliyet çıkar. Onu 12’ye bölünce de aylık 90-100 bin lira ediyor.

 Bu rakamı bırakmayı çılgınlık olarak görenler vardır...

Paramı çöpe atmıyorum ki... Yeme-içme sektöründe gelecek görüyorum. Türkiye bir fırsatlar ülkesi ve şu an ekonomisi çok iyi.

 Aileniz nasıl karşıladı bu kararınızı?

Oğlum çok olumlu karşıladı. Kızım da “Ne yani baba, sen genel müdürlüğü bırakıp aşçı mı olacaksın?” dedi (gülüyor). Ailem çok destek oldu. Bunları yapmayı çok istediğimi biliyorlar.

 Mutlu musunuz şimdi?

Çok. Bugün siz geleceksiniz diye pantolon giydim, normalde şort giyiyorum. Konserlere, sergilere gidiyorum. İş hayatını bıraktıktan sonra iki konserde çaldım. Kızım piyano çalıyor, oğlum elektrogitar. Onlarla birlikte müzik yapmanın hazzı yöneticiyken kazandığım 100 bin liradan daha fazla.

 Eski hayatınızda bir gününüz nasıl geçiyordu, şimdi nasıl geçiyor?

Sabah 05.30’ta kalkıp spora gidiyordum. Çünkü yönetici kendine bakmalı gibi imaj vardır. 07.30’da işimin başına geçiyordum. Seyahat yoksa akşam en az altıya kadar toplantılar, mailler... Haftanın üç-dört günü seyahat... 19.30’da eve geliğinizde piliniz bitmiş oluyor zaten. Bir de sürekli mail gelmeye devam ediyor. O Blackberry’leri Allah kahretsin (gülüyor)! Şimdi yine erken kalkıyorum. Sporumu yapıp buraya geliyorum. Gazetelerimi okuyorum. Arkadaşlarım geliyor. Öğleden sonra müzik yapıyoruz. Akşam yedi gibi eve gidip yemeğimi yiyorum. En büyük keyfim geç saatlere kadar oturabilmek.

 Bu hayata kolay uyum sağladınız mı?

İlk iki-üç ay sürekli maillerimi kontrol etmeye devam ettim. Mail gelmemesini yadırgadım, sabahları yine 05.30’da kalktım. Ama hemen burayla ve müzik grubumuzla ilgilenmeye başlayınca alıştım.

“Nart ismiyle kökenime vefa borcumu ödemek istedim”

Yeni şubeler açacak mısınız?

Amacım yıl sonuna kadar bir şube daha açmak. 2013’te de iki yer daha... 2013’ün sonunda Maslak’ta yapılacak bir rezidansın içine de bir yer açmayı planlıyorum. Yeni açacağımız yerlerden birkaçı müzikli mekanlar olacak. Hem yemek yiyip hem iyi müzik dinleyebileceğiniz kaliteli mekan pek yok. İyi müzik derken de şunu kast ediyorum; pop olmayan her şey olabilir. Müslüm Gürses de çıkabilir, Bülent Ortaçgil de...

 Nart’ın anlamı nedir?

Kafkas kökenliyim. Nart Çerkes mitolojisinde halklarına refah getiren tanrıların ismidir. Bu isimle kökenime vefa borcumu ödemek istedim. Ama burası bir Çerkes restoranı değil.

 Neler servis ediliyor?

İtalyan ağırlıklı dünya mutfağı. Bir de Anadolu mutfağından seçmeler var, Çerkes mantısı ya da Mersin pidesi gibi... Bir toplantı odamız var. Ayda bir müzikli geceler düzenliyoruz. Hazirandda bir Çerkes gecesi yaptık. Eylülde Karadeniz gecesi yapacağız.

Siz yemek yapıyor musunuz?

Yapıyorum, fena da değilim. Buradaki “psihalive” dediğimiz Çerkes mantısını şimdi çocuklara öğrettim ama normalde ben yaparım.

“Takım elbiselerimi arka mahallede dağıttım”

İşi bıraktıktan sonra çok teklif geldi ama artık resmi iş hayatına kesinlikle girmeyeceğim. Artık kravat takmak, takım elbise giymek istemiyorum. Evdeki bütün takım elbiselerini arka mahallede dağıttım.

“Garsonluk da yaptım fedailik de...”

 Ekşisözlük’teki yorumlarda aileden zengin olduğunuz için böyle bir risk alabilmiş olabileceğinize dair yorumlar var...

Aileden tuzu kuru değilim. Babam çiftçiydi. Ben 10 yaşındayken vefat etti. Yedi kardeşin en küçüğüyüm. Tek üniversite okuyan benim. Adanalıyım, çocukluğum Mersin’de geçti. Lisede gençlik olayları nedeniyle okuldan atıldım. Mersin’deki liseler almadı beni. Bir öğretmenim, “Meslek liseleri sınavla öğrenci alıyor, sınavı kazanırsan almamazlık edemezler” dedi. Torna-tesfiye bölümünü bitirdim. Atatürk Üniversitesi İktisat Fakültesi’ne girdim. O dönemde 12 Eylül darbesi olmuştu. Lisedeki olaylar nedeniyle üniversiteden de atıldım. Bir sene tornacılık yaptım. Sonra af çıkınca üniversiteye döndüm. İstanbul’a geçiş yaptım. Üniversiteyi okurken de hep çalıştım. Pazarlamacılıktan anketörlüğe, garsonluktan pavyon fedailiğine... Bazen bizim çocuklar beni tabak taşırken görünce şaşırıyorlar “Abi sen nereden biliyorsun?” diyorlar (gülüyor).

 

+ Yorum Ekleyin :
İçeriklere yorum ekleyebilmek için lütfen kullanıcı girişi yapın.
Kullanıcı Adı :
Şifre :
 
Diğer Haberler
Big Chefs markasının yaratıcısı Gamze Cizreli 'Yılın Kadın Girişimcisi' ödülünü aldı
EGEOLİVE'den 24 ayar altın şişe
Çalışan kadın sayısındaki artış yemek sektörüne yaradı
Restoranların markalaşmış yiyecekleri market raflarında yerini alacak
Sürmeli İstanbul Hotel'den 'Pazar Kahvaltısı'
Beta Gıda'dan yeni ürün; Caffito
Swissotel The Bosphorus en iyi 'selfie'ye bruch hediye ediyor!
Metro Toptancı Market yılın en iyi Sosyal Girişimcilerini arıyor!
Özsüt'ten frambuazlı güllaç
Matbah Restoran'dan Fatih Dönemi yemekleri
Organik Sucuk Üretildi
En lezzetli ve güvenilir alternatif: Meal Box!
Workshop yapmak isteyen kurumlara farklı bir mekân
Paşabahçe 23 Nisan’da çocukları mutlu edecek
'Kars Peynirciliği'nin tarihi anlatıldı
Sunar, ‘yöresel lezzetlerin’ en büyük destekçisi
g2m, Türkiye’nin En Ünlü Gurmeleri ile Bir Araya Geldi
Alfa Pastacılık Yağları, ilgi odağı oldu
Gürallar'ın yeni yüzü; LAV
Dardenia’nın Lagos Şiş Izgara Salata’sıyla hafifleyin
Ahmet Örs: Türk mutfağının Michelin yıldızına ihtiyacı yok!
Tüketiciler bir kez daha ‘Pınar Meyve Suyu’ dedi
Özgür Şef’ten Dryaged show
Fındığın fiyatı 10 liraya ulaştı!
Şef Emre İnanır ve Ceyda Baza'dan Erzincan Üniversitesi'nde “Aşçılık ve Kariyer” konulu söyleşi
Araplar, Şahin Sucukları firmasına ortak oluyor
Tom’s Kitchen’dan 23 Nisan Sürprizi
2. Gıda Konferansı 22 Nisan Salı günü başlıyor
Erenköy Dardenia yenilendi!
ESASDER, 15 Nisan Aşçılar Bayramı’nı Kutladı
Ulusal kalite ödülü 2. kez OVİLO Natürel Zeytinyağı’nın
Park Bosphorus Hotel ekibi, deneyimlerini gençlerle paylaşıyor
Konserve, sos ve salça kategorisinde müşteri ‘Tat’ dedi
Victorinox’tan Sofrada şıklığı arayan annelere bıçak setleri
Elite World’den etnik ve yöresel lezzetler
Tapasuma'da Anneler Günü'ne özel menü
Reis Gıda’nın ‘Abur Cubura Karnımız Tok’ kampanyası 5. yılında
Müşteri memnuniyetinde sektör lideri: Erpiliç
Şef Mithat Yalçınkaya: “Modern sunum yaparken yemeğin kimliği korunmalı”
Ekol'den özel üretim Zini “Collezione Milano” makarnaları
 
Antakya Bakkalı
2. Gıda Konferansı
Gökmen Sözen

 
Dergiler Haber Portalları Web Video Etkinlik
Ana Sayfa  .   Haber  .   Yazarlar  .   Röportaj  .   Dosya  .   Organizasyon  .   E-Dergi  .   Künye  .   TV  .   Kitap
Tasarım ve Kodlama : BzLabs Interaktif <info@bzlabs.com>
©2007 - 2014 Gökmen Sözen Görsel Çözüm Hizmetleri <info@foodinlife.com.tr> . Her hakkı saklıdır, izinsiz kullanılamaz.